logo

02 Ekim 2007

Kuşadası’nda sel tehlikesi uyarısı

Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği(EKODOSD) Kuşadası’nda derelerin üzerlerinin kapatılması nedeniyle Kuşadası’nı büyük bir sel tehlikesinin beklediğine dikkati çekti. EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, 2002 yılında büyük bir sel felaketi yaşayan Kuşadası’nda yağmurlar başlamadan acil önlem alınmasını istedi.
Kuşadası Eko Sistemi Koruma ve Doğa Sevenler Derneği tarafından yapılan bir araştırma, Kuşadası’ndaki acı gerçeği ortaya çıkardı. EKODOSD tarafından Kuşadası ve çevresinde yapılan araştırmaya göre, Pilav Dağı ve Yeni Aydın yolu bölümünden Kuşadası’na gelen ve denize akan başta Zincirli dere olmak üzere 6’ya yakın dere yatağının bir kısmının kapatıldığı, bir kısmının daraltıldığı, bir kısmının yol haline getirildiği, bir kısmının ise üzerine evler ve parklar yapıldığını belirlendi. Kuşadası’nda başta belediye olmak üzere tüm yetkilileri uyaran EKODOSD Yönetim Kurulu açıklamasında, “Yurdumuzun birçok bölgesinde can ve mal kayıplarına neden olan günlük hayatı, her türlü ekonomik ve ticari faaliyeti olumsuz yönde etkileyen sel felaketlerini her yıl televizyonlardan izleriz. Kuşadası’nda da son olarak 2002 yılının Eylül ayında böyle bir felaket yaşanmıştı. Sel felaketinin en büyük nedenlerinden birisi 615 bin zeytin ağacının kesilerek, yerine dikilen beton binaların dikilmesi olmuştur. Su toprakla buluşamamış ve toprak tarafından emilmediği için de felaket gelmiştir.Pilav Dağı’ndan ve çevredeki diğer yerlerden gelen dereler birleşerek, Çamlık yolunda Zincirli Deresini oluşturmaktadır. Küçük dereler birleştirilerek tek dere haline getirilmiş ve suyun gücünün artmasına yol açmıştırDere yatakları genişletileceğine daraltılmış, üzeri kapatılarak yol haline getirilmiştir. Dere yataklarının üzerine evler yapılmıştır.Dere yataklarının üzerine parklar yapılmıştır. Zincirli Deresi üzerinde hafriyat, moloz yığınları ve çeşitli atıklar düzensiz bir şekilde boşaltılmıştır. Boşaltılan bu katı atıklarla derenin yatak kapasitesini azaltmış ve taşkın riski büyük ölçüde artmıştır. Dolan dere yatakları sonucunda düşen yağış doğrudan yollar üzerinde yüzeysel ve süratli bir şekilde akışa geçeceğinden sel felaketi kaçınılmaz olacaktır. Dere yatağı moloz yığınlarıyla doldurulduğu gibi, tüm suyu taşıyacak olan iki daracık büzün ağzı kapatılmıştır.Maalesef çevre katliamının yaşandığı günümüzde, daha bu yıl Kuşadası kıyılarında yaptığımız sualtı temizliği sırasında denizden bir klozet çıkarmıştık. Doğaya klozet atmak bir gelenek haline gelmiş durumdadır. Zincirli Deresi’ne atılan bir klozet, bir yağmur sırasında büyük olasılıkla suyun akışını sağlayan bu büzleri kapatacaktır.Bizde genellikle sel felaketi olur ve hemen bir kriz masası oluşturulur. Olası felaketlerle ilgili bir risk masası yoktur. Dünyanın bir çok ülkesinde bu tür felaketler için risk masası oluşturulur. Bunun en son örneği tsunami felaketi sonrası görülmüştür. İlgili kurumlar felaketlerle ilgili önceden tüm tedbirleri alır, halkı eğitmeye ve gerekli erken uyarı sistemlerini test etmeye başlarlar. Felaket olmaz diye bir şey yoktur. Kuşadası daha 5 yıl önce sel felaketini yaşamış tecrübeli bir kenttir. Bu tür afetleri önlemek için sadece şehir içindeki mazgalları temizlemek yeterli değildir. İnanılacak gibi değil ama dere yatağında paketlenmiş peynir bile bulduk” denildi.
EKODOSD Başkanı Bahattin Sürücü, olası bir sel felaketine karşı dere yataklarında genel olarak bir temizlik yapılması gerektiğini belirterek, “Tüm molozlar ve atıklar temizlenmeli, yağmurlar yağmadan şehir içinden geçen tüm kanallar kontrol edilmelidir. Dere yataklarına kademeli olarak ıslah sekileri yani su bentleri yapılırsa, suyun akış hızı bir süre kesilir ve sel yapmadan denize kadar ulaşması sağlanabilir.Geçen yıl Pilav Dağı ve çevresinin yanmasıyla tüm ağaçlar ve makilik alanlar yok olmuştu. Bu durum çok önemlidir. Çünkü aşırı bir yağışta, ağaçlar ve makiler olmadığından dağdan gelen suların akışı hem süratli olacak hem de dağdaki tüm kaya ve odun parçalarını şehre indirecektir. Kuşadası’nda yağmurlar başlamadan acil olarak önlemler alınmalı, hazırlıklar ve planlar gözden geçirilmelidir. Doğaya yapılan her türlü müdahalelerin sonu acı olur. Her bireyin, kurum ve kuruluşların doğal hayata ve çevreye gereken önemi göstermesi, kendi gelecekleri yararınadır” dedi.
Bu arada, Kuşadası’nda sel ve su baskınlarından en çok nasibi alan mahallelerin başında gelen İkiçeşmelik’te ise yaklaşan kış mevsimi öncesi büyük bir tedirginlik var. İkiçeşmelir Mahallesi Muhtarı Ahmet Özyakan, İkiçeşmelik mahallesinde oturan bir çok insanın yağmur yağacağı zaman korkuya kapıldıklarını kapıldıklarını belirterek, “Yukarıdan gelen Zincirli Deresi’nin tüm suları buradaki tek bir büzden geçmekte, büzlerin bağlı olduğu kanalın içi ise molozlarla dolu, her yağmur yağdığında ne zaman su basacak diye korkuyoruz” demektedir. Olası bir sel felaketinde ilk olarak İkiçeşmelik mahallesi etkilenecektir. Daha sonra da denize kadar olan tüm evler ve dükkanlar. Bilindiği gibi Kuşadası’nda yaşanan son sel felaketinde, kum torbaları dağıtılmış, suyun dükkanlara girmesi önlenmeye çalışılmıştır. Daha sonra dükkan sahipleri kum torbalarının yerine demir setler yaptırmışlardır. Bunlar dünya kenti olmaya aday bir turizm kentinin görüntüleri olmamalıdır. DSİ işleri gibi bu konuda tecrübesi ve uzmanları olan bir kurum vardır. Bu kurumla ortak işbirliğine girilerek, felaketler olmadan çözümler bulunabilir” diye konuştu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  EFELER'DE NATO'YA TEPKİ

(İHA)

Share