[ 09 Kasım 2010 Salı ]
YazdırYazdır Get a PDF version of this webpagePDF

Demokratik Sol Parti'nin Kurucusu ve kuramcısı, Cumhuriyet Halk Partisi'nin 3. Genel Başkanı, Kıbrıs Fatihi, halkın Karaoğlan'ı, şair, eski gazeteci Merhum Başbakan Bülent Ecevit, ölümünün 4. yılında Aydın'da gerçekleştirilen etkinliklerle anıldı.
6 Kasım Cumartesi günü DSP İl Binası'nda gerçekleştirilen ilk etkinlik bir basın toplantısı oldu. DSP Genel Başkan Yardımcısı, Örgüt Kurulu Başkanı Tufan Bural ve DSP İl Başkanı Ali Gilik ile parti yöneticilerinin katıldığı toplantıda bir basın açıklaması yapan Tufan Bural, açıklamasında özetle şunları söyledi:
“Bu yıl Demokratik Sol Parti Türkiye'de 1 Kasım 7 Kasım tarihleri arasında kalan haftayı Ecevit'i Anma ve Anlama Haftası ilan ederek bir takım etkinlikler düzenledi. Bu etkinlikler hafta boyunca tüm illerimizde devam ediyor.
Bizler hem başbakanımızı burada rahmetle anacağız, hem de O'nun çizgisinde O'nu anlamaya ve anlatmaya çalışacağız.
Demokratik Sol Parti Ecevit'in gösterdiği yolda önüne engeller çıksa da inatla yürümeye devam edecektir.
Demokratik Sol düşünceden yana tavır koyarak ne kadar doğru tercih yaptığımız ortadadır.
Ana muhalefet partisinin Kemalizm'den vazgeçtiği bu günlerde Demokratik Sol Parti'ye ne kadar ihtiyaç duyulduğu ortadadır.
Son 53 yıldır, iktidar olamadı diyenler şimdi Ecevit'e sahip çıkmaya çalışıp siyasi mirasına ortak olmak istemektedirler.
Ecevit'in geleneğine, mücadelesine, siyasi birikimine ve siyasi mirasına bugünlerde sahip çıkıp tırtıklamaya çalışanlara şimdi soruyorum, 53 yıldır sol iktidar olmadıysa Kıbrıs Barış Harekatı'nda barış dersi veren Ecevit bu ülkenin başbakanı değil miydi?
Toprak işleyenin su kullananın diyen, milyonları sokağa döken Sayın Bülent Ecevit Başbakan değil miydi?
Kuşatmalara rağmen 12 Eylül sürecini engellemek için demokrasi mücadelesi veren Ecevit değil miydi?
'Devlete meydan okunacak yer burası değildir' diyerek laiklik dersi verirken şimdi genel merkezlerinde anma programları düzenleyenler yurtdışında ve içinde Türkiye'nin 'laiklik problemi' yoktur diyorlar.
Biz demokratik solcular günlük polemiklerle tarihimizi hiç kimseye harcatmayız. Geçmişi olmayanın, geleneği olmayanın geleceği olmaz. Atatürk ve Arkadaşları ve Ecevit bizim geleneklerimiz ve geçmişimizdir.
DSP'nin geleneği Atatürkçülüktür, Ecevitçiliktir. Bunun kimse kendi kalıbına sığdıramaz. Zaten o kalıbın o geleneği içine almaya gücü yetmez.
Bizler geçmişimize sahip çıkacağız. Yaşamını yitirmişlerin emeklerini görmezden gelmeyeceğiz.
Onların bize kazandırdıklarını unutmayacağız. Anma toplantılarımız üzüntümüzü paylaşmak için değil, Karaoğlan'ın mücadelesini hatırlayıp iktidar mücadelesi vermek için bizlere örgütümüze ilham kaynağı olan toplantılardır.
Onun için aramızda olanlar ve olmayanlarla bizim meselemiz, buradan iktidar yolunu açmaktır. İktidar yürüyüşünü başlatmaktır.
53 yıldır her türlü engellemelere rağmen komplolara rağmen Demokratik Sol Siyaset Ecevit'in liderliğinde iktidar olmayı bilmiş bundan sonra da Genel Başkanımız Sayın Masum Türker'le iktidar olacaktır.
Bundan sonraki iktidar soldur, adı da Demokratik Sol'dur.”
CHP MERKEZ İLÇE BAŞKANI ALTINTAŞ ECEVİT'İ ANMA TÖRENİNDEYDİ
Buradaki toplantının ardından aynı gün saat 14.00'de Nevzat Biçer Konferans Salonu'nda Merhum Ecevit için bir anma töreni düzenlendi. Törene başta DSP Genel Başkan Yardımcısı, Örgüt Kurulu Başkanı Tufan Bural, DSP İl Başkanı Ali Gilik, CHP Merkez İlçe Başkanı Barış Altıntaş, Alevi Kültür Dernekleri Başkanı Gülay Baştemir ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Aydın Şubesi Başkan Yardımcısı Sıdıka Fahlioğulları olmak üzere çok sayıda konuk katıldı.
Ecevit'in hayatından kesitlerin sunulduğu, en çarpıcı şiirlerinden, fotoğraflarından ve tarihe geçen konuşma videolarından oluşan sunumun gösterimi sırasında salonda duygulu anlar yaşandı. Bölücü terör örgütü lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanarak Türkiye'ye getirildiğini canlı yayında televizyon kameraları önünde bütün dünyaya ilan ettiği görüntüler, terörle mücadelede Ecevit'in başbakanlığını yaptığı koalisyon hükümeti döneminde gelinen noktayı bir kez daha hatırlatırken, Ecevit'in gerek Kıbrıs Barış Harekatı sırasında, gerekse terörle mücadeledeki kararlı tutumu salonda bulunanlar tarafından bir kez daha anıldı.
Ecevit'in gerek dış gerekse iç politikadaki bu kararlı yönünü, savunduğu ilkeleri anlatan bir anma konuşması yapan DSP İl Başkanı Ali Gilik, zaman zaman duygulandığı, zaman zamansa salondan büyük alkış aldığı konuşmasında özetle şu çarpıcı görüşleri dile getirdi:
“Partimizin kurucusu ve kuramcısı, dürüst devlet adamı, Bülent Ecevit'in aramızdan ayrılışının 4. yılındayız. O'nu özlemle, saygıyla ve rahmetle anıyoruz. O'nun eksikliğini yüreğimizde hissediyoruz. Bu eksikliği sadece demokratik solcular değil, tüm Türkiye hissetmektedir.
Her 5 Kasım'da Ecevit'in ulusal duruşunun önemini kavrıyoruz. Ecevit Atatürk'ten sonra gelen, onunla özdeşleşen gerçek bir liderdi. Ecevit'in ilkeleri, düşünceleri, yurdumuzun güzel, soylu toprağından çıkmıştır. Ecevit yaşamı boyunca halkıyla birlikte tutsaklığa, geriliğe, karanlığa, yalana, talana, yolsuzluğa ve hayınlığa karşı çıkmıştır. Her işinde halka ve hakka dayanmıştır. Çıktığı yol halkçılık yoludur. Yasalarda, yönetimde, dilde halka dayanmış, halk için çalışmış, halkın sesine, halkın oyuna değer vermiştir. Halkı yurdun baş tacı etmiştir. 'Süren sen, eken sen, biçen sen. Yöneten de sen olacaksın.' demiştir. Bildiği gerçekleri dile getirmekten, halkla paylaşmaktan korkmamış, askeri darbelere, 12 Eylül faşizmine tek başına da kalsa karşı çıkmıştır.
Halkın Karaoğlan'ı olarak halkın gönlünde taht kurmuştur. Dış politikada ulusalcı bir politika izlemiştir. Ülkede birşeylerin eksik, düzenin bozuk olduğunu farketmiş, düzeltmek için cesaretle adımlar atmıştır. Halkını vaadettiği, hedeflediği ak günlere tam anlamıyla ulaştıramamıştır ama, bu uğurda hayatını harcamış, arkasında yolsuzluk, kirlilik olmayan temiz bir geçmiş bırakmıştır.
Ecevit bir devrimciydi. Bu devrim insan olma, yurttaş olma, uygarlaşma ve bir güzel ulus olma devrimidir. Bülent Ecevit'in en kutsal saydığı değer Türk Ulusu idi. Bu ulusun bir dili, yaşanmış uzun bir yolu vardı. Türk ulusunun dünya bahçesinde onurlu, uygar, bağımsız bir ulus olarak yaşaması O'nun en büyük hayaliydi. Boş inançlara, akıl dışı çarelere değer vermiyor, insana, halka, ulusa ve dünya barışına değer veriyordu.”
 

(Güçlü ÇEZİK)

[Bu sayfa 1290 kez görüntülendi.]