logo

17 Ekim 2007

Sera yetiştiriciliğinde domates ilk sırayı alıyor

Mersin Üniversitesi (MEÜ) Silifke Meslek Yüksekokulu Teknik Programlar Bölüm Başkanı Yrd. Doç. Dr. Sevgi Rad, sera yetiştiriciliğinin, ekolojik koşullara bağlı olarak geliştiğinden özellikle güney kıyılarında yoğunlaştığını belirterek, seralarda yetiştirilen sebzelerin oranlarına bakıldığında ise; yüzde 47 ile domatesin ilk sırayı aldığını, bunu yüzde 32 ile salatalık, yüzde 9 ile biber, yüzde 7 ile patlıcanın izlediğini söyledi.
Yrd. Doç. Dr. Rad, Seracılık Programı’nın tarımın alt sektörü seracılığa katkısını değerlendirdi. Birim alandan yüksek verim alınmasına, küçük alanların marjinal olarak değerlendirilmesine olanak veren ve yıl içerisinde düzenli bir işgücü kullanımı sağlayan seralarda yetiştiriciliğin, ekolojik koşullara bağlı olarak geliştiğinden özellikle güney kıyılarında yoğunlaştığını ifade eden Rad, seraların sırasıyla yüzde 83.54 oranında Akdeniz, yüzde 10.68 oranında Ege, yüzde 3.30 oranında Karadeniz ve yüzde
1.91 oranında Marmara bölgelerinde yoğunlaştığını belirtti. Seracılığın daha çok yüzde 51 oranında Antalya, yüzde 29.8 oranında Mersin ve yüzde 6.5 oranında Muğla illerinde yapıldığını vurgulayan Rad, seraların yaklaşık yüzde 96’sında sebze yetiştirildiğini kaydetti.
Rad, seralarda yetiştirilen sebzelerin oranlarına bakıldığında ise, yüzde 47 ile domates ilk sırayı alırken, bunu yüzde 32 ile salatalık, yüzde 9 ile biber, yüzde 7 ile patlıcanın izlediğinin altını çizdi. Kavun, karpuz, fasulye ve kabak gibi meyve ve sebzelerin ise seradan yüzde 5’lik bir pay aldığına işaret eden Rad, “Sera yetiştiriciliği, diğer tarım kolları arasında yüksek tesis ve işletme giderleri gerektirmektedir. Daha fazla teknik bilgi ve beceri ile sürekli ve daha çok uğraşı isteyen bir işletme
biçimi olan seracılık, birim alandan daha fazla verim elde edilmesini sağlamaktadır, ayrıca açıkta yetiştirilen ürünlerin pazara arzından önceki dönemde pazarda yer alması ile işletme karını artırmakta, tarımda gizli işsizliği azaltmaktadır. Emek yoğun çalışılarak aile işgücünü, sermayesini ve arazisini değerlendirme olanağı sağlayan sera işletmelerinde net kar daha yüksek olduğundan seralarda yetiştiricilik önemlidir” dedi.
Seracılığın, 1940’lı yıllarda Antalya’da başlayarak, günümüze kadar hızlı bir gelişim gösterdiğini ifade eden Yrd. Doç. Dr. Sevgi Rad, 1980 yılında 5 bin 24 hektar olan sera varlığının büyük bir artış göstererek günümüzde yaklaşık 30 bin hektara çıktığına dikkat çekti. Buna paralel olarak sera üretiminde de önemli artışlar meydana geldiğinin altını çizen Rad, seralarda daha çok damla sulama sistemi kullanıldığını, su ve bitki besin elementlerinin daha kontrollü verilmesi sağlanarak, verim ve kalitenin
artırıldığını belirtti.
Seracılığın, diğer tarım kolları arasında daha fazla teknik bilgi ve beceri istediğinden nitelikli elemanlara ihtiyaç olduğunu söyleyen Yrd. Doç. Dr. Sevgi Rad, “Yüksekokulumuzun ekonomisi tarıma dayalı, özellikle sera yetiştiriciliğinin yoğun olduğu bir ilçede olması, öğrencilerimize uygulama yapma olanağı sağladığından hem mesleki deneyim hem de pratik beceri kazandırmaktadır. Programımızdaki öğrenciler bu bağlamda iş kurma, iş geliştirme ve iş üretme yeterliliğine sahip olarak mezun olduklarında
seracılık alt sektörünün ihtiyacı olan nitelikli eleman ihtiyacını karşılamaktadır” diye konuştu.
Seracılık Programı’nın bugüne kadar 250 mezun verdiğini, 2007-2008 eğitim-öğretim yılı için öğrenci kontenjanının 30 olduğunu belirten Rad, ülkenin her bölgesinden öğrencilerin Seracılık Programı’nı tercih ettiğini kaydetti.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Yaşarken Çürümeye Başladı

(İHA)

Share