logo

23 Ağustos 2013

Huzur kapısı ‘ney’

Neyzen Volkan Yıldız, 8 yıldır hem ney yapıyor hem de üflüyor. İzmir’in tarihi Kemeraltı Çarşısı’nda Kızlarağası Hanı'nda “Ara” isimli ney satış yerinde aynı zamanda dersler de veren Yıldız, öğrencileri arasında her kesimden ve yaştan kişinin bulunduğunu belirtti.

Neyin mana aleminde çok farklı bir yere sahip olduğunu söyleyen Yıldız, “Ney, insanları çağırıyor. Bu gitar kursu gibi değil. İnsan yaşadığı bir acı, bir olay sonucunda farkında olmadan bir arayış içine giriyor. Sonra bir ses duyuyorsun ve bu ses senin derdini en iyi anlatan ezginin ney olduğunu anlıyorsun. Ney bir anlamda dertlerin ses halinde dile gelip o kamıştan yüreklere ulaşmasıdır. Neye başlamak Mevlana’nın ‘hamdım, yandım, piştim’ felsefesini anlamak ile mümkündür. İlk başlarda anlamazsın, bu ham noktasında göstereceğin sabır, seni pişirir. Ney böylece insana sabretmeyi de öğretir. Sabrı öğrenen insan nefsini terbiye etmeyi, nefsini kontrol altına almayı öğrenir ve bu noktada pişmiş olur. Ney sanatını öğrenmek isteyenler, neyden gelen acı seste kendilerine ait bir şeyler buluyor ve neyle ilişkisi başlıyor” dedi.

 

“HER KESİMDEN İLGİ VAR”

Yıldız, neyin insanları birleştirici rolüne dikkat çekerek, “Şu anda her kesimden ilgi var. Muhafazakarından rockçısına kadar birçok değişik karakterde insan bu sanatla ilgileniyor. 7’den 70’e her yaştan insan nefesi yettiğince öğrenmek istiyor. Neyi öğrenmek tamamen sabır işidir. Usta çırak ilişkisine bağlı olarak saygı ve sevgiyle ortaya çıkan bir sanattır. Günümüzde insanları etkisi altına alan popüler kültürü kendisine uzak tutan bir sanattır. Çünkü yabancılaşmaya tamamen karşıdır. Neyin sesindeki acı da aslında insanları birleştirir. Ney mana âleminde çok farklı bir yere sahiptir” diye konuştu.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Aydın’da fırtına etkili olacak

 

“İNSAN DA TIPKI NEY GİBİ”

Mevlana'nın mesel dünyasında, neyin insanı temsil ettiğini anlatan Yıldız, neyin insanda bulunan farklı duyguları yansıttığını söylüyor. İnsanın da tıpkı ney gibi içinde nefes sakladığını belirten Yıldız, şöyle devam etti:

“İnsanın her sözü, bir özleyişin ve bir ayrılığın ifadesidir. İnsanın iç çekişleri, aslından ayrı olmanın hüznünü, yuvadan uzak olmanın sancısını yansıtır. Kamışlık neyin anayurdu ve evidir. İnsan da tıpkı ney gibi cennetten, yani yuvasından ayrılmıştır. Kalbinin ebedi muhabbetle doyduğu cennetten dünya gurbetine sürülmüştür. İnsan kalbi, tıpkı ney gibi, fena ve zevalin, ayrılık ve yokluğun yaşandığı bu dünyada, inceden inceye feryat etmektedir. İnsan ruhu olması gereken yerde değildir; geçmişe ait hüzünler ve geleceğe ait kaygılar, aslında hep bu uzaklığın sözsüz ve sessiz ağlayışından ibarettir. İnsan duyguları göğsünde açılan yaralar gibidir. Tıpkı neyin göğsündeki deliklere benzer duygular. İnsana üflenen ruh da, bu deliklerle ifade eder kendini. Evden uzak kalmanın derdi, Ebedi Sevgili’den ayrı düşmenin sızısı, insanın kalbinden dışa doğru açılan duygularla sese gelir, söze dökülür.”

 

(İHA)

Share