logo

Yanlış

Yekta Güngör Özden – Sözcü – 30.05.2013 – 

Ne ölçüde geçiştirilmeye, saklanmaya çalışılırsa çalışılsın hiçbir gerçek tümüyle ve sonsuza değin gizli kalmamaktadır. Özellikle, siyasal yaşamımızdaki çelişkiler, tutarsızlıklar, aykırılıklar, yarım yamalak demokraside bile sırıtmakta, yayın yasaklarına karşın söylentilerle birlikte yayılmakta, duyulmakta, öğrenilmektedir.

Yanlıştan dönmek, gerçeği ve doğruyu benimseyerek paylaşıp desteklemek erdemi, seçkin ve saygın kişiliğin, gerçek uygar ve demokrat yapının gereğidir. Yanlışta direnmek kendini beğenmişliğin, inatçı, ilkel niteliğin yansımasıdır. Günümüzde siyasal alandaki tartışmalarla izlenen üzücü durumlar, yanların yetersizliklerinin kanıtlarıdır.

Anayasa değişikliklerindeki siyasal bencillik, partilerin kendileri için devleti güç duruma düşürmekten çekinmediklerini göstermektedir. Demokrasinin disiplini, eşitlik ve genellik ile hukuksallık ilkesi yadsınmakta ya da yeterince ele alınıp değerlendirilmemekte, toplumun zayıf yanı olan inanç bağı konusunda getiri sağlayacak düzenlemeler yeğlenmektedir. Bilime, hukuka, bağımsızlığa, özgürlüğe, eğitime, özerkliğe yetersiz ilgi bu eğilimi doğrulamaktadır.

Türkiye'de başörtüsü yasağı yoktur. Sıkmabaşın (türban) kamuda kullanımı yasağı, Anayasa Mahkemesi'nin yükseköğretim kurumlarıyla ilgili 1989/1 sayılı kararıyla sonuçlanmışken günümüz iktidarı Anayasa'nın 153/son maddesini gözardı ederek yandaşı yetkili ve sorumluların görevlerini savsaklamasına göz yummuş, eylemli uygulama giderek hukuka karşın egemen olmuştur. Görevi kötüye kullanma sayılacak tutumun sorumluları kendilerine karşı soruşturma açmadıklarından durum giderek yaygınlaşmaktadır. Hukuk yok edilmektedir.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Anayasa Mahkememizin kararını uygun bulmuştur. Bunu yakından bilenlerin kamuda sıkmabaş kullanımına kapı açacak iktidar önerilerini desteklemesi üzüntü duyuran bir olumsuzluktur. 

Gerçek 

Ülkemizde kimsenin giyim kuşamına karışılmamaktadır. Kadınlarımızın geleneksel başörtülerine getirilmiş bir yasak olmadığı gibi sıkmabaş (türban), başörtüsü adıyla savunularak geçerli kılınmak istenmektedir, ilkokul öğrencilerinin bile sıkmabaşla okula geldiği, iktidar elindeki belediyelerle hastanelerde sıkmabaşlıların çalıştığı gözetilirse yarın TBMM'nde de sıkmabaşlı milletvekilleri boy göstereceklerdir. Bu yolu açan düzenlemeler Anayasa'nın özüyle ve ruhuyla bağdaşmaz. Bu görüşün gerekçeleri Anayasa Mahkemesi'nin yukarda belirtilen kararında ayrıntılarıyla yer almaktadır.

İktidar başının diliyle "devletin laik olması" devlette görev yapanların bu ilkeye bağlı kalmalarıyla gerçekleşir, inancın yerine getirilmesi, onun özel alanında gereklerini uygulamaktır. Devlet-kamu alanına özelliği, ayrımcılığı, her inanca göre açıklamayı taşımak değildir. Yargıcın, hekimin, öğretmenin, asker ya da sivil başka görevlilerin sıkmabaşlı olduğu yerde başka inançlı olanların giysi serbestliği de söz konusu olduğu gibi karşılıklı "kuşku, kuruntu, söylenti, kestirim, endişe, telaş, yandaşlık, karşıtlık, olasılık, önyargı, olumlu ve olumsuz kanı, yakıştırma, suçlama, karalama, beklenti, korku, kayırma" ve benzer durumlara neden olmak sakıncası da yaşanır.

İnancın dışa vurumu ancak kendi yaşam alanı içindir. Kamusal alanda devletin benimsediği ilkelere aykırı kişisel tercihler olamaz, inanan açıklanması özgürlüğü, başka değerlere ters düşemez. Yargı kararlarını uygulamak zorunluluğu, siyasal yaklaşımlar, dinsel yandaşlık ve eğilimlerle, oy beklentileriyle savsaklanamaz. Kimi doktora tezleri ve hukuk kitaplarında jüri üyeleri ve yakın çevre gözetilerek yanlış ve amaçlı yapılan değerlendirmeler dayanak sayılamaz. Hak ve özgürlüklerin, özellikle din ve vicdan özgürlüğünün güvencesi, toplumsal barışın ve ulusal birliğin dayanağı, insanlığın kaynağı olan laikliği inanç açıklamasına engel göstermek, sokakla kamusal görev alanlarını birbirine karıştırmak, çok yanlıştır.

Laikliğin değerini bilmeyen, önemini anlamayan ve anlamak istemeyen bağnazlarla siyasal madrabazların, toplumu inanç nedeniyle daha çok ayrıştıracak gereksiz ve yanlış önerilerine geçit vermemek gerekir. Kadın ve erkek din bilginlerinin dinsel yönden zorunlu bulmadıkları sıkmabaş için Anayasa'yı kullanmak ağır bir sorumluluk ve öncelikle büyük bir aymazlıktır.

(Derleme)

Share