logo

Terbiye

– Yekta Güngör Özden – Sözcü – 10.06.2013 – 

Dav­ra­nış dü­ze­ni­ni, dil uy­gun­lu­ğu­nu kap­sa­yan eği­tim ve gör­gü dü­ze­yi­ni ta­nım­la­yan “ter­bi­ye­” söz­cü­ğü, ge­nel­de ki­şi­lik ni­te­li­ği­ni or­ta­ya ko­yan bir gös­ter­ge­dir. Çev­re­sin­de olum­lu iz­le­nim­ler bı­ra­kan, ki­min­le na­sıl ko­nu­şa­ca­ğı­nı, ne­re­de na­sıl dav­ra­na­ca­ğı­nı, ne­ler­den ka­çı­nıp ne­le­re, ne­le­re de­ğer ve­re­ce­ği­ni, ne­le­ri gö­ze­te­ce­ği­ni bi­len, ya­şa­mı ve ey­lem­le­riy­le be­ğe­ni top­la­yan kim­se­le­re “ter­bi­ye­li in­sa­n” de­ni­lir. Ter­bi­ye bir eği­tim ka­za­nı­mı­dır. Öy­le ki hay­van­la­rın eği­til­me­si de “ter­bi­ye edil­me­k” ola­rak de­ğer­len­di­ri­lir.

Top­lu­mu­muz­da ter­bi­ye­ye önem ve­ren­le­ri üzen ter­bi­ye­siz­lik­ler, al­dı­rış­sız­lık, umur­sa­maz­lık, say­gı­sız­lık, çir­kin söy­lem ve ey­lem­ler­le gi­de­rek ya­yıl­mak­ta­dır. Yan­lış bir de­mok­ra­si an­la­yı­şı ken­di­ni bil­me­yen­ler için öl­çü­süz­lük, ge­li­şi­gü­zel­lik ve ba­şı­boş­luk ola­rak al­gı­lan­ma­ya yol aç­mış­tır. İş ye­rin­de, gö­rev­de, eği­tim ve sağ­lık ku­rum­la­rın­da, ta­şıt­lar­da, alış ve­riş­te na­sıl ko­nu­şu­la­ca­ğı­nı, bü­yük­ler­le ve kü­çük­ler­le na­sıl ile­ti­şim ku­ra­ca­ğı­nı bil­me­mek, eği­tim ve gör­gü yok­sun­lu­ğu­na bağ­la­na­cak za­yıf­lık­lar­dır.

Ya­sa­ma or­ga­nın­da­ki tar­tış­ma­lar­dan ki­mi­le­ri kö­tü ör­nek­ler ola­rak kar­şı­lan­mak­ta­dır. Mil­let­ve­kil­le­ri­nin bir­bi­ri­le­ri­ne sa­taş­ma­la­rı, sal­dı­rı­la­rı, kav­ga­ya dö­nü­şen tar­tış­ma­la­rı üzü­cü du­rum­lar­dır. Tö­re ci­na­yet­le­ri, kan da­va­la­rı da eği­tim ve gör­gü boş­luk­la­rı­nın ağır­lık ver­di­ği olum­suz­luk­lar­dır. Gü­nü­müz­de da­ha tep­ki top­la­ya­nı med­ya­da­ki kış­kırt­ma­lar, he­def gös­ter­me­ler, eleş­ti­ri sı­nı­rı­nı aşan sal­dı­rı­lar, ya­kış­tır­ma­lar, ya­lan­lar abar­tı­lar­dır.
Mu­ha­tap say­mak ya­kış­maz
Za­man za­man eşin-dos­tun bil­gi­len­dir­me­siy­le ki­mi ga­ze­te ve der­gi­ler­de bi­zim­le il­gi­li ya­zı­lar ol­du­ğu­nu öğ­re­ni­yo­ruz. Ni­çin ya­nıt ver­me­di­ği­miz so­ru­lu­yor. Tüm ya­yın­la­rı iz­le­mek ola­na­ğı­mız bu­lun­ma­dı­ğı gi­bi ço­ğu­nu da oku­ma­yı ge­rek­li ve ya­rar­lı bul­mu­yo­ruz. Ki­mi ya­zar­la­rı ve ko­nuş­ma­cı­la­rı öy­le kul­la­nı­yor­lar ki oku­mak, din­le­mek sağ­lı­ğı bo­za­cak öl­çü­de tik­sin­ti ve­ri­yor. Bi­rer te­tik­çi, bi­rer mi­li­tan gi­bi sal­dır­gan olan­la­rı kar­şı­ya al­mak (mu­ha­tap say­mak) bi­ze ya­kış­mı­yor. On­lar­la ay­nı dü­ze­ye in­mek kü­çül­me, al­çal­ma olu­yor.

Ki­mi ger­çe­ği ara­ma­dan sor­ma­dan, duy­du­ğu­na ina­na­rak, ki­mi de ken­di­si gi­bi dü­şün­me­di­ği­miz için ka­ra­la­mak ama­cıy­la ya­la­na baş­vu­ra­rak, ba­sın ah­lâ­kı­nı hi­çe sa­ya­rak ça­la­ka­lem ya­zı­yor. He­le hu­kuk­tan an­la­yan­la­rın uy­du­luk ve uşak­lı­ğa so­yu­na­rak muh­bir­lik yap­ma­sı ki­şi­lik­siz­lik­le­ri­nin dı­şa vu­ru­mu olu­yor. Utan­ma, sı­kıl­ma ne­dir bil­me­yen ço­cuk­la­rın pat­ron­la­rı­na ve ik­ti­da­ra ya­ran­mak için yan­la­rı­na yak­la­şa­ma­ya­cak­la­rı ki­şi­le­re sal­dı­rı­la­rı in­san­lık adı­na üzü­yor.

Yap­tı­ğı her işin he­sa­bı­nı ra­hat­lık­la ve­re­cek, vic­da­nı­nı yas­tık ya­pıp ya­tan, al­nı açık, yü­zü ak in­san­lar ola­rak go­cu­na­cak, çe­ki­ne­cek, kor­ka­cak, ka­çı­na­cak hiç­bir şe­yi­miz yok. Hu­kuk­suz­luk or­ta­mın­da, yar­gı­da yan­daş­lı­ğın be­lir­gin­leş­ti­ği bir za­man­da bi­le ra­ha­tız, yü­rek­li­yiz, ken­di­miz­le ba­rı­şık bir ruh­sal ve be­yin­sel ay­dın­lık için­de­yiz.
Ni­te­lik­le­ri­ne ya­ra­şır ol­du­ğu söz­le­ri di­li­mi­ze ya­kış­tı­ra­ma­dı­ğı­mız, ka­le­mi­mi­ze al­ma­dı­ğı­mız bil­gi­siz ve ter­bi­ye­siz med­ya mu­ha­bir­le­ri, kö­tü si­ya­se­tin, aşa­ğı­lık çı­kar­cı­la­rın za­val­lı kuy­ruk­la­rı­dır. Ge­nel ve yu­var­lak söz­ler­le de­ğil olay­la­rı ve bel­ge­le­ri or­ta­ya ko­ya­rak ko­nu­şup yaz­ma yü­rek­li­li­ği gös­te­re­me­yen kü­çük­le­re acı­ya­rak ba­kı­yo­ruz.

Ya­kın­la­rı­nın gö­rüş­mek için ıs­rar edip pas­tay­la zi­ya­re­te gel­dik­le­ri kim­se­le­ri bun­dan da­ha ön­ce­ki za­man­la­ra uza­nıp suç­la­mak iş­gü­zar­lı­ğı, hiç­bir ka­nı­ta da­yan­ma­dan hak­la­rın­da iş­lem is­te­mek çar­pık­lı­ğı, sağ­lık­lı ka­fa­la­rın ve yü­rek­le­rin işi de­ğil­dir.

Bu tür ki­şi­ler­le kar­şı­laş­ma­mak, yüz­le­ri­ni gör­me­mek, el­le­ri­ni sık­ma­mak için ki­mi yer­le­re git­mi­yor, ki­mi çağ­rı­la­ra il­gi­siz ka­lı­yor, ki­mi za­man yo­lu­mu­zu de­ğiş­ti­ri­yo­ruz. Din­le­me­mek için ay­gıt­la­rı ka­pa­tı­yor, yaz­dık­la­rı ga­ze­te ve der­gi­le­ri al­mı­yo­ruz. İçi­miz ka­rar­ma­sın, hu­zu­ru­muz bo­zul­ma­sın, bu­lan­tı duy­ma­ya­lım di­ye.

(Derleme)

Share