logo

28 Ağustos 2013

Suriye için gizli plan

-Sözcü-Saygı Öztürk-28.08.2013-

Türkiye-Suriye sınırı 911 kilometre… Hatay, Şanlıurfa, Gaziantep, Kilis, Şırnak, Mardin illerimizin Suriye ile sınırı bulunuyor. Sınır bölgesinin Türkiye tarafı mayınlı araziyken, mayınlar büyük ölçüde temizlenip buraların tarıma açılacağının altında gizli bir plan yattığı düşünülmemişti. Her şey bugünler için mi hazırlandı? O günlerde dikkatlerden kaçan hatta hiç konu edilmeyen bu durum şimdi sınır boylarında konuşuluyor.
Eskişehir’de öldürülen Ali İsmail Korkmaz’ın ailesinin Hatay’da bulunan yakınlarının ziyaretçileri arasında dün CHP Milletvekilleri Refik Eryılmaz, Mevlüt Dudu ile Eskişehir-Tepebaşı Belediye Başkanı Ahmet Ataç da bulunuyordu. CHP’li Eryılmaz telefonda “Suriye’ye saldırılması halinde Türkiye Ortadoğu bataklığına çekilmiş olacak” diyor ve kaygılarını ve muhtemel gelişmeleri anlatıyordu.
Demirel-Mübarek görüşmesi…
Suriye, 18 yıl Abdullah Öcalan’ı ülkesinde barındırdı, PKK’lılara kamp yerleri tahsis etti ve her türlü desteği verdi. Suriye’nin tutumuna sert tepkiler gösterildiği günlerde Mısır’ın o dönem Devlet Başkanı olan Hüsnü Mübarek 6 Ekim 1998’de Ankara’ya geldi. Cumhurbaşkanı Demirel, Mübarek’e, Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad’ın tutumundan yakınıyor. Yazdığım, “Apo Olayının Perde Arkası” kitabım için 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’i dinledim. Demirel, Hüsnü Mübarek’e şunları söylüyor:
“Adamı (Öcalan’ı) ülkesinde oturtuyor. O da, Türkiye’nin içerisine eli silahlı adamları sevk ediyor. Bu eli silahlı adamlar Türkiye’de cinayetler işliyor. Yerini, telefon nu-marasını söylüyoruz ‘yok’ diyor. İşte size de veriyorum, işte Abdullah Öcalan’ın Şam’daki telefon numarası. İşte, kaldığı evlerin adresi. Şu telefondan hemen bir telefon edersen karşına çıkacaktır.”
Hüsnü Mübarek, telefon numarasını aldı, cebine koydu. Demirel, konuşmaya devam ediyordu: “Birçok kere dedik ki, bakın bu komşuluğa sığmaz. Maalesef Türkiye’deki terör, komşularından destek görmüştür. Türkiye burnundan soluyor. Onun için madem buraya kadar geldin, öğrendin bunu. Hükümet yetkilileriyle de konuş.”
Mübarek planını değiştirdi
Demirel, isteklerini tek tek sıralamış, bu aşamadan sonra Suriye’nin neler yapması gerektiğini de yazdırmıştı. Sıra, Mübarek’i uğurlamaya gelmişti. Cumhurbaşkanlığı Köşkü’nün helikopter pistine giderken bile bu konuyu konuşuyorlardı. Konuşmaları helikopterde de devam etti. Mübarek, programını değiştirip Mısır yerine Şam’a gitti ve Esad’a Türkiye’nin kararlılığını anlattı.
AKP’lilerin hiç sevmediği Hüsnü Mübarek’in çabalarıyla savaşa girilmeden Türkiye, sonuç almış, Abdullah Öcalan ülke dışına çıkarılmış, Adana’da Suriye heyetiyle imzalanan mutabakat zaptıyla PKK’ya destek de kesilmiş, iki ülke arasında yeni bir sayfa açılmıştı.
Türkiye Suriye’ye girecek miydi?
Türkiye, o günlerde gerçekten Suriye’yegirecek miydi? O dönemi çok iyi bilen bir komutandan dinliyorum:
“Terör kapsamında Suriye’ye harekat yapılması söz konusu değildi. Ancak, terörle mücadele yöntemleri dahilinde belirlediğimiz bölgelere nokta atışı yapılacak tarzda planlamalarımız vardı. Bunlar arasında tim hazırlanması, bu timlerin keşif, gözetleme yapmaları, baskınlar düzenlemesi, bazı yerlerin tahrip edilmesi ve temizlenmesi de planlamalar arasındaydı. Ama terör örgütünün başını beslediği, onlara her türlü destek verdiği için Suriye’ye normal esaslar dahilinde yani nizami harbe girilmesi planlamalarımızda yoktu. Bugün ise durum daha karışık ve karmaşık.”
Bölükbaşı: Bu tezkereyle giremez
1 Mart tezkeresi döneminde Dışişleri Bakanlığı’nın en etkili bürokratı olan Deniz Bölükbaşı’na göre, Suriye’de uçuşa yasak bölge oluşturulması için İncirlik Üssü’nün, insani yardım koridorunun açılması için ise kara birliklerinin Suriye’ye girmesi gerektiğini hatırlatıyor ve sohbetimizde şunları söylüyor:
“Kara birlikleri girmediği sürece hava saldırısıyla sonuç alınamaz. 4 Ekim’de dolacak tezkereye dayanarak Türkiye, Suriye’ye gönüllülerle müdahaleye katılamaz. Ancak, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararı olursa bu tezkereyle girebilir.
TBMM’den alınan tezkerede TSK’nın yabancı ülkeye gönderilmesi yer alıyor. Yabancı ülke askerinin Türkiye’ye gelmesini içermediği gibi, hava harekatında yabancı kuvvet unsurlarının İncirlik Üssü’nü kullanabilmesi için de TBMM’nin izni gerekiyor. Hava bombardımanında Türk hava sahasının kullanılabilmesi için de yine TBMM’den karar alınması zorunlu. Yani, mevcut tezkere ancak BM Güvenlik Konseyi kararı olursa Türk askerinin Suriye’ye girmesine izin verir.”
Ülkemizde savaş tamtamları çalanların, daha çıkarılan tezkerenin ne anlama geldiğinden bile habersiz oldukları anlaşılıyor. Savaş pilotlarınızın, denizcilerinizin cezaevinde olduğunu, uçak kullanacak pilotunuzun bulunmadığını da unutmayın.

 

(Derleme)

Share