logo

Polisi, arka bahçe” görüyor

– Saygı Öztürk – Sözcü – 19.06.2013 – 

Halkın, devletin polisine, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, “benim polisim” demeyi adet haline getirdi. Bu sözler inanın polisi de rahatsız ediyor. Rahatsızlığı ortaya koymak için sendika kuranlar ise sürüm sürüm süründürülüyor. Başbakan polise arka çıkmak adına polis şiddetini savunuyor. Öldürülenler, kör edilenler, hastanelerde yoğun bakımda bulunanların da bu ülkenin insanı olduğunu hatırlamalıydı.
Polis üzerinde yine büyük oyunlar oynanıyor. Polisi savunuyormuş gibi yapıp, üstelik de bugüne kadar polise verilen hiçbir sözü yerine getirmeyen Başbakan, polisi siyasi çıkarlarına alet etmenin çabası içinde… Halkın toplantı ve gösteri hakkının da güvencesi olması gereken polis, ellerinde bayrağımız, Atatürk posteri bulunanlara saldırmayı da müdürlerinden aldıkları talimatla adet haline getirdi.

Ülkemizde 247 bin polis bulunuyor. Bu yıl 10 bini aşkın polis daha alınacak. Polisin, iktidar tarafından bu şekilde kullanılmasına, teşkilata yıllarını vermiş olanlar hayli öfkeli… O yüzdendir ki, suç işleyen güvenlik görevlilerinin de idari ve adli soruşturmaya, kovuşturmaya tabi tutulmasını ve bunların ayıklanmasını istiyorlar.

Polis iktidar yandaşı olamaz

Polisi, “AKP’nin polisi” gibi görmek isteyenler, onlara suç işletenler, yarın onları ortada bırakacaktır. Müdürlerinin emriyle ellerinde çivili sopalarla dolaşan, genç kızları saçından sürükleyenler kamuoyu baskısıyla açığa alındı. Unutulmasın, bütün kameralar, gözler polise dönmüş durumda…

Bülent Ecevit hükümetinde Devlet Bakanı olarak görev yapan hukukçu Tayfun İçli, sohbetimizde polisin durumunu şöyle anlatıyordu:

“Polis teşkilatı siyasi iktidarı koruyan kollayan bir teşkilat olmayıp; halkını kucaklayan, onların can ve mal güvenliğini korumakla yükümlü olan bir teşkilattır. 1980 öncesindeki acı deneyimler de göstermiştir ki; polisin siyasi iktidar yandaşı gibi davranması ya da gösterilmesi çok sakıncalı olup kesinlikle kabul edilemez.

Dünyadaki acı deneyimler de göstermiştir ki; dikta rejimlerinin egemen olduğu ülkelerde; siyasiler polis teşkilatının mensupları ile aileleri bilinçli olarak politize edilmekte ve onlar halka karşı oluşturulan cephenin unsurları olarak kullanmakta; oy depoları olarak görülmektedir. Bu nedenle de uygulanan hukuk dışı siyasi kararlarla halk ile polis teşkilatı karşı karşıya getirilmektedir.
Herkes sağduyulu olmalıdır ve böylesi büyük emperyal bir tuzağa düşmemelidir. Türk polisi, emeklileri ve onların aileleri hiçbir zaman hiçbir siyasi iktidarın arka bahçesi, oy deposu olarak görülmemelidir.”

Gazi’de, öğretim üyelerini sokağa attılar

Ankara Gazi Üniversitesi’nde rektörlük seçiminde 3 bine yakın öğretim üyesinden ancak 185’inin oyunu almasına ve 5. sırada bulunmasına rağmen Prof. Dr. Süleyman Büyükberber, rektör olarak seçilmişti. Bu üniversite uzun süredir kaynıyor.

Rektörün ne yaptığına bakalım. 27 alanda öğretmen yetiştiren Gazi Üniversitesi Gazi Eğitim Fakültesi’nde öğretim üyelerini sokağa attı. 13 bin öğrencisi, 700 civarında öğretim elemanı olan bu fakültede Rektör Büyükberber, 15 Haziran 2013 tarihi itibariyle profesör, doçent, yardımcı doçentlerin odalarını boşaltmalarını istedi. Üstelik kendilerine yer de gösterilmedi.
Gazi Eğitim Fakültesi’ndeki bu uygulamanın sebebi olarak rektörlük seçimlerinde Prof. Dr. Süleyman Büyükberber’e bu fakültenin yeterli desteği vermeyişi de gösteriliyor. Daha önce hiçbir idari deneyimi olmayan bir profesörü 80 bin öğrencisi, 3 bin öğretim üyesi olan üniversiteye rektör olarak atarsanız bu tür uygulamalar kaçınılmaz olur.

Rektör otoritesini baskıcı, despot ve öğretim üyesine saygı göstermeyerek, görüşmek isteyen profesörlere randevu vermeyerek göstermek istiyor. Öğretim üyelerinin rektörden 2-3 aydan önce görüşmek için randevu almaları şu ana kadar mümkün olmadı. İşin garibi bu davranışlarla karşılaşan öğretim üyelerinin sessizliği. Üniversitelerin düştüğü durum budur. Cumhurbaşkanı ve YÖK Başkanı’nın gözü aydın olsun…

SGK’da “yandaş atama”nın yolu

Milli Eğitim Bakanı Nabi Avcı, 8 yılını dolduran şube müdürleri, müdür yardımcılarının durumunu artık çözmeli. En azından durumları acil olan ve gönüllü olanların atamaları yapılmalı. Söz şube müdürlerinden açılmışken Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Başkanlığı’nda 90 şube müdürünün atamalarının nasıl hülleli yapıldığını da anlatalım.

Bu atamaların sınav sonucuna göre yapılması gerekirken bu yola gidilmiyor. “Yandaş” önce sınavsız olarak il müdür yardımcılığına atanıyor. Sonra topluca şube müdürü olarak atanıyorlar. Bu atama listesi de AKP’ye yakınlığı ile bilinen Büro Memur-Sen sendikası tarafından hazırlanıyor.

Bunlar da böyle biline…

(Derleme)

Share