logo

26 Ağustos 2013

Konuşma

-Sözcü- Yekta Güngör Özden- 26.08.2013-

Çok konuşmak, uzun uzun konuşmak değil özlü konuşmak, anlamlı konuşmak önemlidir. İyi konuşmak, karşısındakileri sıkmayan, somlarını yanıtlayan, kuşkuya neden olmayan doyurucu konuşmalardır. Siyasal yaşamda bu ölçülerin tersi yeğlenmektedir. Büyük çoğunluğu konuşma meraklısı, konuşma özürlüsü sayılacak siyaset adamları kimi zaman da dokunulmazlıklarına güvenerek konumlarıyla, kişilikleriyle hiç bağdaşmayan kötü sözleri kullanmakta, terbiye dışı saldırılarda bulunmaktadır. Üzücü durumlar ve görüntüler yasama organları oturumlarına kadar uzanmakta, kulislerde tartışmalar yaşanmaktadır.

Bunun yanında çoğu kez de gerçek dışı anlatımlar yeğlenmekte, olaylar saptırılmakta, nedenler karartılmakta, kanıtlar yitirilmektedir. Özellikle mitinglerde, açılışlarda, toplantılarda yurttaşları kışkırtmak, birbirine düşürmek için abartılı, ilgisiz konuşmalar yapılıp örnekler verilmektedir. Demokratik beceri, ustalık ve siyaset adamlığı sayılan bu olumsuzluklar toplumsal banşı sarsmakta, ulusal birlik bağlamında derin yaralar açmaktadır.
Günümüz Başbakanı'nın "Birliğimiz güçlendi" doğrultusundaki sözlerinin gerçekle hiçbir ilgisi olmadığı PKK-KCK-BDP sözleri, girişimleri, dayatmaları ve neden oldukları olaylarla ortadadır. Ayrıca "Zulüm gördük" diyerek bir tür konuk edildiği konforlu cezaevi sürecini anlatması ilginçtir. Yaşı olumsuzluklarla suçlanan dönemi bilmeye elverişli değildir. Dinsel sömürü bağlamında sıkmabaşlılarla ilgili hu-kukdışı görüşünü "başörtüsü" diye göstermektedir. Ülkemizde kimsenin başörtüsüyle sorunu yoktur. Ama Anayasa Mahkemesi kararına karşın, hukuk yadsınarak, yüksek öğretim kurumlarında sıkmabaş kullanımı yay-gınlaştınlmıştır. Hukuku zulüm aracı göstermesi hukuktan uzaklığın kanıtıdır. Bay RTE, haksız saldırılara karşı çıkma ve direnme hakkını suçluyor.
Sözde insanlık
Gezi Parkı ve Kuğulu Park olaylarında ölenler için özür ve başsağlığı dilemeyen Başbakan Mısır olayları için öne çıkmakta duraksamamış, yurttaşlarını yüzde 50 ayrıma bağlı tutup ayı-nrken Mısırlıları da meydanlara göre ayırarak aşırı dincileri kucaklamıştır. Başbakan, sürekli, bir yöneticiye, temiz bir dindara asla yakışmayacak sözlerle karşıtlarına saldırıyor, ağza alınmayacak sözlerle nitelendiriyor, karalıyor, suçluyor, bölüyor ve kışkırtıyor.
Herkes iktidarı beğenmek, alkışlamak, dalkavukluk yapmak zorunda değil. Muhalefet iktidar eleştirmeni, denetçi rakibi, gelecek iktidardır. Demokrasi, azlığın hak ve özgürlüklerini çoğunluğun saygısıyla verdiği güvenin düzenidir. İktidarın baskı aracı ve siyasal kıskacı değildir. Hırçın, gelişigüzel konuşan, dogmalardan ve önyargılardan kurtulamayan yöneticiler rejim için en büyük tehlikedir. Konuşmayla aldattıkları halka saygı yokluğudur. Bir imam gibi dinle başlayıp dinle bitirilen konuşmalar inanca da saygısızlıktır.
Seçim süreci daha nice bozulmaları gün ışığına çıkaracaktır, bekleyelim, göreceğiz. İktidar yandaşları demokrasi karşıtlıklarını, hilâfet özlemlerini cami avlularında iktidar desteğinde açıklıyorlar. Demokrasiye değer veren iktidar günümüzdeki gibi sertlik ve hukuksuzluk yapamaz. "Âyinesi iştir kişinin lâfa bakılmaz" sözünü anımsayalım. Okullarda müzik derslerine karşı çıkanlar şimdi iktidar yanında değil mi? İkilem iktidarında aymazlar ve bağnazlar alanı boş buldular.

 

 

(Yekta Güngör ÖZDEN)

Share