logo

İnat

– Yekta Güngör Özden – Sözcü – 08.06.2013 – 

İk­ti­dar ke­si­mi­nin de­ğer­len­dir­me­le­ri­nin ter­si­ne, yan­sız ve ba­ğım­sız çev­re­le­rin de­ğer­len­dir­me­le­ri Tak­sim Ge­zi Par­kı olay­la­rı­nın bir halk ha­re­ke­ti ol­du­ğun­da yo­ğun­laş­mak­ta­dır. İk­ti­dar med­ya­sı, yan­daş­la­rı ve söz­cü­le­ri “ve­ri­len me­saj ol­ma­dı­ğı­nı, bir me­saj al­ma­dık­la­rı­nı, si­ya­sal olu­şum­la­rı ge­rek­ti­re­cek bir is­tek bu­lun­ma­dı­ğı­nı­” söy­le­ye­dur­sun­lar, ül­ke ge­ne­li­ne gi­de­rek ya­yı­lan top­lum­sal tep­ki il­gi çe­ke­rek ağır­lı­ğı­nı du­yur­mak­ta­dır. De­mok­ra­tik açı­lım­la­rı, hak ve öz­gür­lük­le­re du­yar­lık yan­sı­ma­la­rı­nı ken­di kı­sır an­la­yış­la­rı­na, din­sel ba­ğım­lı­lık­la­rı­na sığ­dı­ra­ma­yan­lar her ya­nı suç­la­ya­rak di­ren­me­yi yeğ­le­mek­te­dir.

İnat, halk di­lin­de “bil­di­ği­ni okuma­k” sö­züy­le ta­nım­la­nan gö­rüş, dü­şün­ce ve du­ru­şun­dan dön­me­me, ayak di­re­me­dir. Di­re­nim, di­ren­me, di­ret­me söz­cük­le­riy­le de an­la­tıl­mak­ta­dır. İnat­çı da di­ren­gen ola­rak ni­te­len­mek­te­dir. Te­mel­de inat, il­kel­lik ve bağ­naz­lık­tır. Uy­gar, çağ­daş, gör­gü­lü, bil­gi­li, de­mok­rat kim­se­ler yan­lış­tan dön­me­yi, ha­ta­yı yi­ne­le­me­me­yi, baş­ka­sı­nın gö­rüş ve dü­şün­ce­si­ne ka­tıl­ma­sa da onu din­le­yip say­gı gös­ter­me­yi er­dem bi­len­ler­dir. Özel­lik­le si­ya­set­te ve yö­ne­tim­de di­ren­gen ol­mak sa­kın­ca­lı ve za­rar­lı­dır. An­la­yış­lı, hoş­gö­rü­lü, uy­gun olan­la ay­kı­rı ola­nı ayır­ma be­ce­ri­siy­le do­na­nım­lı ol­mak ge­re­kir.

De­mok­ra­si, ço­ğun­lu­ğun, azın­lı­ğın hak ve öz­gür­lük­le­ri­ne say­gı gös­te­rip on­la­rı gü­ven­ce­ye al­ma­sıy­la az­lı­ğı din­le­me ve on­la­rı ayır­ma­ma, bir­lik­te­lik ve da­ya­nış­ma­yı sağ­la­ya­rak kay­naş­ma­yı ön­gö­ren bir dü­zen­dir. Ku­tup­laş­ma, ay­rış­ma ve kar­şıt­lık de­mok­ra­tik ya­şa­mın ze­hi­ri­dir. De­ği­şik inanç ve soy kö­ken­le­rin­den yurt­taş­la­rı tam eşit­lik için­de ya­şat­ma­nın hep­si­ni ku­cak­la­mak ol­du­ğu­nu bil­me­den yö­ne­ti­me kal­kış­mak tam bir ay­maz­lık­tır. Kök­ten­din­ci­lik ve mez­hep­çi­lik­le ki­mi yurt­taş­la­ra “ü­vey ev­lâ­t” gö­züy­le bak­mak, dav­ra­nış­la­rı işi­ne gel­me­yen­le­ri suç­la­mak, de­mok­ra­tik tep­ki­le­ri “mar­ji­nal­le­rin ve ajan­la­rın olay­la­rı­” bi­çi­min­de ni­te­le­mek so­run­la­rı çöz­mez. İs­tek­le­ri ye­ri­ne ge­tir­mek, bo­yun eğ­mek ye­nil­gi de­ğil, de­mok­ra­tik an­la­yış ve tu­tum­dur.

Dik­ta­ya yö­ne­liş en­di­şe­si

Da­yat­ma­lar, bas­kı­lar, bu­yur­gan­lık, dik­ta­ya yö­ne­liş ge­le­ce­ğe iliş­kin en­di­şe­le­ri ar­tır­dı. Yar­gı­ya el at­ma­lar, hu­kuk­suz yar­gı­la­ma­lar, ön­yar­gı­yı yan­sı­tan tu­tum­lar, ce­za­ya dö­nü­şen tu­tuk­la­ma­lar, öğ­ren­ci, genç, iş­çi, me­mur her­ke­se yö­ne­lik sal­dı­rı­lar­la ka­dın­la­ra şid­det, top­lum di­ren­ci­ni aşan çiz­gi­ye gel­di. Ka­yır­ma­lar, ay­rı­ca­lık­lar, kad­ro­laş­ma­lar, par­ti­zan­lık­lar, yol­suz­luk­lar, rek­tör, va­li, kay­ma­kam, em­ni­yet mü­dü­rü ata­ma­la­rı, yan­daş yer­leş­tir­me­le­ri ya­kın­ma­la­ra ne­den ol­du. Ku­rum­lar ve or­gan­lar ele ge­çi­ril­di. Özerk ve ba­ğım­sız ku­rum­lar ni­te­lik­le­ri­ni yi­tir­di. So­rum­suz­luk yay­gın­laş­tı, de­ne­tim­ler en­gel­len­di, ye­ter­siz kal­dı. Hal­kın de­mok­ra­tik tep­ki­le­ri gö­ze­til­me­di, dev­let gü­cü kö­tü­ye kul­la­nı­la­rak ge­rek­siz ve oran­tı­sız güç yeğ­len­di. Olay­lar ha­fi­fe alı­na­rak yan­daş med­ya yo­luy­la halk kü­çüm­se­nip suç­lan­dı. Yan­lış­lık­lar ya­kış­tı­rıl­dı.
Gü­nü­müz Baş­ba­ka­nı, Ana­ya­sa da­yat­ma­la­rı­nı, Top­çu Kış­la­sı, AVM ya­nı­na ca­mi ya­pı­mı­nı ek­le­ye­rek dik­leş­me­si­ni sür­dür­dü­ğü gi­bi Tak­si­m’­de top­la­nan­la­rı ABD An­ka­ra Bü­yü­kel­çi­li­ği­’ne sal­dı­ran ör­güt­le bir­lik­te gös­ter­me­yi sa­kın­ca­lı say­ma­dı. Âkil­ler tul­ûa­tı yan­lı açık­la­ma­lar­la sağ­du­yu yok­sun­lu­ğu­nu yi­ne­le­di. Sa­bır ta­şı çat­la­dı. Ye­şil­kö­y’­de AK­P’­li ol­ma­yan­la­ra “a­zın­lı­k” de­ni­lip kav­ga slo­gan­la­rı atıl­dı.

“Yüz­de el­li­yi ev­le­rin­de zor tu­tu­yo­ru­z” söz­le­ri tuz-bi­ber ek­ti. Bu öl­çü­süz­lük, bu ka­ba­da­yı­lık iç sa­va­şa sü­rük­le­me çağ­rı­sı tü­rün­de suç sa­yı­la­cak bir kal­kış­ma­dır. Hal­kı bir­bi­ri­ne dü­şür­mek, bir­bi­ri­ne kır­dır­mak ve kay­dır­mak hiç­bir inanç ve dü­şün­ce ile bağ­da­şamaz. Ken­di ik­ti­dar­la­rı­nın sür­me­si için böy­le bir vah­şe­ti ve fa­ci­ayı teh­dit ola­rak gün­de­me ge­tir­mek, top­lu­mun tep­ki­le­ri­ne kar­şın “Be­nim is­te­di­ğim ola­cak, kim­se en­gel­le­ye­mez, as­la vaz­geç­me­m” sö­züy­le di­ret­me­yi yurt­dı­şın­da bi­le yi­ne­le­mek akıl tu­tul­ma­sı sayı­la­bi­lir. He­le dev­let ola­nak­la­rı ve res­mî sı­fat­la göv­de ve güç gös­te­ri­le­ri­ne gi­riş­mek, yan­lış­ta di­ren­mek, üs­te­lik hal­ka göz­da­ğı ve­re­rek ge­le­ce­ğe iliş­kin umut­la­rı yık­mak…

(Derleme)

Share