logo

Destek

Günümüz iktidarının dış ilişkilerde uzaklaşarak neden olduğu soğukluk Türk cumhuriyetlerinin tutumlarında izlenmektedir. Yakın çevremizle “Sıfır sorun” savının iflâs ettiği, her gün değişik olaylarla kanıtlanmaktadır. İktidarın Yemen’e 100, Tunus’a 500, Mısır’a 200 milyon dolar yardımı yanında Libya’ya 200 milyon dolar yardımına ek 100 milyon dolar hibesi kendi kafasına uygun dinci yönetimleri destekten başka bir şey değildir. Yine günümüz Başbakanı’nın son Mısır olaylarında yönetimden el çektirilen Müslüman Kardeşler’in adamı Mursi’ye ve yandaşlarına sıcak yaklaşımı, Tahrir Meydanı’na olumsuz sözleri dinciliğe bağlanmaktadır.
Bay Recep Tayyip’in “Emriniz olur!” dedirtecek öneri ve öğütleri, Suriye için söyledikleri gibi sönüp gidecek içeriktedir. Başarısız dış politikanın başımıza açtığı sorunlar ülkeye iktidarın yüklediği toplumsal, ekonomik ve siyasal kamburlardır. Suriye’yi isyancıları bastırmaya çalıştığı için suçluyor. Kuzeydeki PKK varlığı ve tehlikesi giderek büyüyor. Kahire’de de devleti korumaya çalışanlara karşı isyancıları tutuyor. “Demokrasinin askıya alınmasından kaygılıyım. – Darbe demokrasinin katilidir. – Demokrasi olmayan yönetime uygun diyemeyiz” sözleri içtenlikten ve gerçekten uzaktır. Kanımızca, ülkemizde demokrasi değil demokrasi sömürüsü var. Mısır’da Bay RTE’nin buyruğuna uyulup Mursi’nin serbest bırakılması gerçekleşecek midir göreceğiz. Beşar ESAD dinci olsaydı, RTE ve adamları ona asla karşı çıkmaz, destek verirlerdi görüşündeyiz.
Günümüz bakanlarından Egemen Bağış ve Ahmet Davutoğlu, Batılı ülkelerin yetkililerini arayıp “Demokrasi için devredeyiz” demişler. Baylar, siz önce kendi ülkenizdeki demokrasiyi gerçek kılmaya çalışınız. Boşluklar, aykırılıklar, yaralar her gün artıyor. Başbakan’ın “Çözüm süreci” ödünlerine “sabırla ve sebatla devam edeceğiz” sözüyle yaptığı açıklama, Türk Silahlı Kuvvetleri İç Hizmet Yasası’nın 2. ve 35. madde değişiklikleri (CHP’nin desteği çok yanlış olmuştur), bir ara bakanlık yapmış “Şerafettin Elçi Hava Alanı” adı, silahlı gösterilerini sürdüren PKK’ya ve yandaşlarına destek olacaktır. Yüce Divan’da mahkûm olmuş, kürtçülüğü belirgin, ayrılıkçı bir partinin kurucusu ve Başkanı olan Elçi’yle yaklaşım düşünülürken ülkede adı anımsanacak başka değerler yok muydu? Bahçeli’nin eleştirisine H. Çelik yanıtı çirkindi.
Özerklikleri yadsınarak üniversitelere polis gücü yerleştirmek yandaş saldırganlara destek, demokratik haklarını kullanmak isteyen özgürlükçülere baskıdır. Madımak olaylarının ve polis şiddetinin sorumlularına yaklaşımı ile “hukuk devleti sabır ister” diyerek yandaşları kollama ve koruma çabalarına kılıf sözleri, gösterişli iftar sofraları iktidarcılara desteklerdir.
Yurtdışında tutucu ve gericileri alanlara toplayarak alkışlarıyla mutluluk duyan iktidarcılar yurttaşların sorunlarına ve isteklerine sırt çevirip dudak bükmektedir. Yapılanmalar bile yanlı, yasal düzenlemeler bile yandaş ağırlıklıdır. Sanki, kendilerinden önce ne yapılmışsa yanlış ve kötüdür. “Milli görüş” gömleğini yıkayıp yıkayıp giymektedirler. Ama güçlenip kuruluş amacına tam ulaşması için cumhuriyete destek yoktur. Kendilerine göre demokrasi anlayışıyla asıl tutkularını doyurmak peşindeler.
Korkunç
PKK’nın teröristler için mezarlık oluşturması, taşıtlar denetlemesi, silâhlı militanlarının dolaşması, örgüt bezleriyle Apo posterlerini taşımaları, polis taşıtlarına saldırıları hoşgörüyle karşılanırken Türk Bayrağı satanların gözaltına alınıp tutuklanması gelecek günlere ilişkin endişeleri artıran korkunç aykırılıklar, ikilemler ve anlayışlardır. Bunlar teröre ve teröristlere destek sayılmaz mı?
Ne çelişki, yargıçların “Kaçar” dedikleri kaçmıyor, “Kaçmaz” dedikleri kaçıyor. Siyasal yalanlar ayrı.
Cumhuriyetin orduları cumhuriyeti kollamak ve korumak görevinden uzak tutulsa da bu görevi yurttaşlar canlarını adayarak yapacaklardır.
PKK’lıları ayrı tutan Gezi tutuklamaları ile Yargıtay’daki soyadı sırasına göre avukatların temyiz nedenlerini açıklama uygulaması düşündüren tutumlardır.

 

 

(Yekta Güngör ÖZDEN)

Share