logo

Askerin gözü 15 Temmuz’da

– Saygı Öztürk- Sözcü – 02.07.2013 – 

Aralarında eski kuvvet komutanlarının, yüksek rütbeli emekli ve muvazzaf komutanların bulunduğu “Balyoz Darbe Planı” askerlerin kendi camimizi bombalayacağı, kendi uçağımızı düşüreceği, binlerce kişiyi stadyumlara dolduracağı iddialarıyla gündeme gelmişti. 365 sanıklı davada, 13 ile 20 yıl hapis cezaları verildi. 15 Temmuz’da davanın yeni bir aşamasına geçiliyor. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı‘nın hazırladığı Balyoz Davası tebliğnamesinde, seminere katılmayan sanıkların beraati istendi. Bunun anlamı, sanık ve avukatlarının sahnte olduğunu öne sürdükleri belgelerin, üretilmiş suç iddialarının usulüne göre toplandığını ortaya koyuyor. Yani onca üniversitenin “sahte” olarak nitelediği belgeler, doğru kabul ediliyor. Yalnız avukatlar değil, sanık ve yakınlarında, dava başlamadan ciddi kaygıları belirdi. İşte onlardan birisinin yazdıklarını okuyalım: “Yargıtay Cumhuriyet savcısının tebliğnamesinde, seminere katılmayan herkesin beraatinin istendiği söylenerek sanki suçlu- suçsuz ayrılıyor, adil bir yargılama yapılıyor izlenimi yaratılmaya çalışılıyor. Mahkeme süreci boyunca yapılan haksızlıklar, görülmek istenmeyen gerçekler hâlâ devam ediyor. Seminere katılan 162 kişi var, bunlardan sadece 52 kişi balyoz davasında sanıktır. Kalan yaklaşık 300 kişi seminerde bulunmamış, seminer ile alakası olmayan kişilerdir. Yani bazı isimlerin beraatinin istenmesi sadece kamuoyunu adil bir yargılama yapıldığını inandırmak için yapılan bir şaşırtmacadır. Zaten tebliğnameyi okuyan herhangi biri, sanıkların somut delillerle ortaya koyduğu hukuksuzlukların hiçbirinin yanıt bulmadığını görebilir.”

Dava, konferans salonunda

15 Temmuz’da başlayacak davada sanıklar bulunmayacak ama en az 300 avukat, sanık yakınları davayı izleyecek. Bunun için yer sorunu da Yargıtay’ın konferans salonunun duruşma salonuna dönüştürülmesiyle çözülüyor. Mahkemede, sanıkların son savunmaları sınırlandırılmıştı. Yargıtay 9. Ceza Dairesi, avukatların konuşma süresine sınır konulup konulmayacağını henüz belirlemedi. Ancak, görünen o ki avukatlar istediği kadar konuşamayacak. Eski Deniz Kuvvetleri Komutanı emekli Oramiral Özden Örnek’in “Cambazı Bırak Balyoza Bak” kitabında da çok çarpıcı bilgiler, belgeler var. İşte onlar bazı bölümler:

Zaman çelişkileri kabul ediliyor

365 sanık 2 yıl boyunca ‘Balyoz bir komplodur’ dediler ve yüzlerce sahtekarlık açıkladılar. Bu sahtekarlıklar içinde en önemlisi zaman çelişkileridir. İki türlü çelişki var; içerik yönünden, bilgisayar tekniği yönünden. Bunlar tek tek var olabileceği gibi beraber de olabilirler. Örneğin; Balyoz planı içinde ‘Türkiye Gençlik Birliği’ ismi geçiyor. Bu birlik 19 Mayıs 2006 tarihinde kurulmuştur. Balyoz planı ise 2 Aralık 2002 tarihinde son düzeltmesi yapılarak tamamlanmıştır. Balyoz planının yazıldığı harf karakteri ‘calibri’ 2007 yılında piyasaya çıkmıştır. Planın 2002 yılında bu harf karakteri ile yazılması mümkün değildir. Ama yazılmış bu çelişkiler bilirkişi raporları ile kesin olarak tespit edilmiştir. Zaman çelişkilerinden yüzlercesini mahkemede kanıtladık. Gerekçeli kararda mahkeme bu çelişkilerin var olduğunu kabul ediliyor ancak güncelleme yapıldığı ifade ediliyor. Mahkeme zaman çelişkilerini açıklarken, komplonun var olduğunu kendisi kanıtlıyor. Nasıl mı? Çok basit! Kanıt olarak kullanılan CD’lerin hepsi CD-R tipinde yani tam kapasitesini bir kez kullanabileceğiniz, bir daha üzerine yazamayacağınız Cd’ler.

Bilirkişi raporu 17 ay gizlendi

Davamızda kanıt olarak kullanılan CD’lerin hepsi 1 oturumlu CD’lerdir. Mahkeme bu CD’lerin 2003 yılında var olduğunu kabul ettiğine göre oturum zamanı 2003 yılıdır. Sonradan başka bir oturum yapılmış olsaydı (örneğin 2007 yılında) oturum sayısı 2 olurdu. Ama böyle bir şey yok. O halde zaman çelişkilerinin gerçek olduğu mahkemece de kabul edildiğine göre CD’ler 2003 yılında var olamazlar. CD’ler 2003 yılından sonra hazırlanmış ve 2003 yılında var gösterilmişlerdir. İşte yapılan sahtekarlık budur. Dolayısıyla Balyoz planı 2003 yılında yok ve suç yükleyen diğer tüm planlar ve dosyalar Balyoz planına gönderme yaptığına göre onlar da 2003 yılında var olamazlar. İkinci önemli konu ise bilirkişi Hakan Erdoğan’ın raporunda 4 DVD’nin sahte olduğu belirtiliyor. Ancak bu rapor kayboldu, yok edildi. Raporu ilk göz altılardan tam 17 ay sonra tekrar getirtebildik. Okuyunca her şey apaçık ortaya çıktı. Ne ilginç ülkeyiz. Darbeyi önlediği iddia edilen dönemin Genelkurmay Başkanı ile Kara Kuvvetleri Komutanı mahkeme tarafından dinlenmesine gerek bile görülmüyor. “Balyoz” sanıkları hukuksuzluğa dikkat çekmek için açlık grevi yaptılar. 15 Temmuz’da yeni bir süreç başlıyor.

(Derleme)

Share