logo

05 Ağustos 2013

Adalet yoksa

İn­san hak­la­rın­dan kay­nak­la­nan “a­da­le­t”, hak­ka uy­gun­luk, hu­ku­ka bağ­lı­lık, dü­rüst­lük-doğ­ru­luk, ger­çe­ğe say­gı ola­rak ta­nım­la­na­bi­lir. Bi­rey­le­re hak­kı­nı ver­mek, hak­sız­lık­la­rı ön­le­mek, suç­la­rı yap­tı­rım­la kar­şı­la­yıp suç­lu­la­rı top­lu­ma ka­zan­dır­mak, yan­sız­lık­la so­nu­ca va­ra­rak ger­çe­ği sap­ta­mak­tır. Sık sık söy­le­nen “A­da­let dev­le­tin te­me­li­di­r” sö­zü­nü “A­da­let dün­ya­nın te­me­li­di­r” bi­çi­min­de yi­ne­le­mek tüm in­san­lık de­ğer­le­ri ve iliş­ki­le­ri için soy­lu bir yak­la­şım açık­la­ma­sı­dır.
Ulu­sal bağ­lam­da Ada­let dev­le­tin, sa­vun­ma da ada­le­tin te­me­li­dir. Ada­le­tin ger­çek­leş­me­si so­ru­nu bir dev­let için en ön­ce­lik­li, en önem­li, en bü­yük gö­rev­dir. Bu so­rum­lu­lu­ğu ku­rul­ma­sın­dan ör­güt­len­me­si­ne de­ğin özen­le ye­ri­ne ge­tir­me­ye ça­lı­şan Tür­ki­ye Cum­hu­ri­ye­ti, Lo­zan Ba­rış Ant­laş­ma­sı gö­rüş­me­le­rin­de hu­kuk dev­le­ti ni­te­li­ği ko­nu­sun­da bü­yük uğ­raş­lar ver­miş­tir. (İs­met İNÖ­NÜ, An­ka­ra Ba­ro­su Der­gi­si Cum­hu­ri­ye­tin 50. Yıl Özel sa­yı­sı). Bü­yük ATA­TÜR­K’­ün ada­let ve hu­kuk ko­nu­la­rın­da­ki öz­de­yiş ni­te­lik­li unu­tul­maz söz­le­ri bi­lin­mek­te­dir.
* * *
Ada­let, ba­rı­şın, erin­cin, esen­li­ğin, öz­gür­lü­ğün, eşit­lik ve top­lum­sal ya­şa­mın kay­na­ğı­dır, da­ya­na­ğı­dır. Ada­let ol­maz­sa hiç­bir şey yok­tur. Hak da yok­tur, öz­gür­lük de yok­tur, eşit­lik de yok­tur, ba­rış da yok­tur, na­mus da yok­tur, in­san­lık da yok­tur, gü­ven­lik hiç yok­tur, yok­tur.. yok­tur.. İs­ten­me­yen olay­la­rın, sal­dı­rı­la­rın, dâ­va­la­rın ço­ğu ada­let­siz­lik ya­kın­ma­sı­nın so­nu­cu­dur. De­mok­ra­si­nin gü­ven­ce­si de ada­let­tir. Ada­le­tin gü­ven­ce­si ise hu­ku­ka uy­gun ya­sal dü­zen­le­me­ler­le yurt­taş­la­rın bağ­lı­lık ve say­gı­sı, eği­tim­le güç­len­dir­dik­le­ri ni­te­lik­le­ri­dir.
İk­ti­dar gü­cü için hu­ku­ku si­ya­sal­laş­tır­mak ada­le­te yö­ne­lik en bü­yük kö­tü­lük­tür. Hu­ku­ku si­ya­se­tin ara­cı, ada­le­ti de gü­cü ola­rak kul­lan­mak ada­let­siz­lik­tir. Bi­çim­sel yet­ki­yi kö­tü­ye kul­la­na­rak, ada­le­ti si­lâh kı­la­rak dev­let gü­cüy­le ka­ba­da­yı­lık yap­mak ada­le­te iha­net­tir. Ada­let, yurt­taş­lar için, top­lum için en önem­li gü­ven­ce­dir. Onur­dur, yü­ce­lik­tir, soy­lu­luk­tur. Ada­let­siz­lik iş­ken­ce­dir, zu­lüm­dür. Ada­let­siz­ler za­lim­dir.
Aç kal­mak­tan de­ğil, ada­let­siz kal­mak­tan kork­ma­lı­dır. Ada­let, in­san­lık ve ya­şam gü­ne­şi­dir. Ada­let ala­nın­da gö­rev ya­pan­lar ki­şi­lik­le­ri, onur­la­rı, ah­lâk ve bil­gi­le­riy­le so­rum­lu­luk­la­rı­na ya­ra­şır ol­duk­la­rı­nı iş­lem ve ka­rar­la­rıy­la ka­nıt­la­yıp bel­ge­ler­ler. Duy­gu­sal, yan­lı, ko­şul­lan­mış ve ön­yar­gı­lı dav­ra­nan­lar ada­let­siz­lik le­ke­siy­le yal­nız ken­di­le­ri­ni de­ğil, ya­kın­la­rı­nı da son­su­za de­ğin ka­ra­lar ve le­ke­ler.
İran, Irak-Bar­za­ni, İs­ra­il, Su­ri­ye, Mı­sır po­li­ti­ka­la­rı­nı ken­di din­sel an­la­yı­şıy­la dü­zen­le­yip yü­rü­ten ik­ti­da­rın mas­ke­si, Ge­zi Par­kı olay­la­rı, Mı­sı­r’­la Lib­ya uy­gu­la­ma­la­rı, PKK’­nın Su­ri­ye ko­lu PYD tem­sil­ci­si­nin açık­la­dı­ğı gö­rüş­me içe­rik­le­riy­le iyi­ce düş­müş, ger­çek yü­zü da­ha iyi açı­ğa çık­mış­tır. Tüm olum­suz­luk­la­rın ne­de­ni, ada­let duy­gu­su­nun za­yıf­lı­ğı­dır.
Ken­di­sin­den çok şey öğ­ren­di­ği­miz Ord. Prof. Dr. Vas­fi Ra­şit SE­Vİ­Ğ’­in “A­da­let, ha­ki­ka­te ve hu­ku­ka say­gı­dı­r” sö­zü­nü anım­sa­tan de­ğer­li ar­ka­da­şı­mız Tur­gut ÖZAK­MA­N’­ın ör­nek il­gi­si­ne te­şek­kür eder­ken ik­ti­da­rın ada­let­siz­lik­le­ri­ne, bu dö­nem­de­ki hu­kuk­suz­luk­la­ra ses çı­kar­ma­yan ki­mi yan­daş­la­rın ada­let­le il­gi­li ya­zı­la­rı­na ne an­lam ve­ril­me­si ge­rek­ti­ği­ni okur­la­rı­mı­zın de­ğer­len­dir­me­si­ne bı­ra­kı­yo­ruz. Çan­ka­ya­’nın ola­ğan ona­ma­la­rı­nın an­la­mı­nı da…
* * *
Ül­ke­miz­de ada­le­tin ne du­ru­ma gel­di­ği­ni, ge­ti­ril­di­ği­ni önü­müz­de­ki gün­ler­de da­ha iyi be­lir­le­ye­cek, an­la­mı­na ve ama­cı­na uy­gun de­ğe­ri­nin ko­ru­nup ko­run­ma­dı­ğı­nı sap­ta­ya­ca­ğız. Erk­ler (kuv­vet­ler) ay­rı­lı­ğı­nın söz­de kal­dı­ğı ger­çe­ği­ne çok az de­ği­ni­li­yor. İk­ti­dar her şe­ye, yar­gı­ya, bi­li­me, sa­na­ta, spo­ra, özel ya­şa­ma bi­le el atı­yor. Yurt­taş­la­rın bir­bi­ri­ni ih­bar et­me­si­ni, fiş­le­me dü­ze­ni­ni ge­tir­me­ye ça­lı­şı­yor. İk­ti­dar­cı­lar Ge­zi­’den ve Tah­ri­r’­den o ka­dar çe­kin­di­ler ki ten­ce­re-ta­va ka­fa­la­rı­na in­miş­çe­si­ne tep­ki ver­di­ler. Baş­ba­kan, do­ğal olu­şum­la­rı ve bir­lik­te­lik­le­ri kur­gu ve komp­lo­ya bağ­lı­yor ama Dr. Y. Mi­mar. Müh. Eriş ÜL­GE­R’­in gön­der­di­ği­ni öğ­ren­di­ği­miz mek­tup­la­rı­na ya­nıt ve­re­mi­yor.
Ne mu­ha­le­fet par­ti­le­ri bir­bi­ri­ne kar­şı an­la­yış, ne de Ata­türk­çü ki­şi ve ku­ru­luş­lar da­ya­nış­ma için­de­ler. Da­ğı­nık­lık her so­ru­nun önün­de. Öz­ve­riy­le ça­lış­ma­dık­ça bu ik­ti­dar­dan kur­tu­lun­maz.

 

 

(Yekta Güngör ÖZDEN)

Share