logo

03 Temmuz 2013

TEMA, Dünyanın Geleceği İçin Ekolojik Okuryazar Nesiller Yetiştirecek

TEMA Vakfı Aydın İl Temsilcisi Mehmet Özdemir, “Ekolojik okuryazar nesiller, gezegenimizin ve insanlığın geleceğini olumlu yönde değiştirecek ” dedi.

Milli Eğitim Bakanlığı Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü ve TEMA Vakfı tarafından uygulanan III. Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi, Türkiye genelindeki TEMA gönüllülerinin katılımıyla 18-28 Haziran 2013 tarihleri arasında Yalova Esenköy Hizmetiçi Eğitim Enstitüsü’nde gerçekleştirildi.

Yeryüzünde hayatı mümkün kılan doğal süreçleri anlamaya ekolojik okuryazarlık, doğanın ilkelerini ve sınırlarını bilen ve doğayla uyumlu yaşamayı ilke edinmiş kişiye de ekolojik okuryazar dendiğini ifade eden Mehmet Özdemir, “MEB ve TEMA Vakfı işbirliği ile üç yıl önce tohumları atılan Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi, kök salmaya ve yeşermeye devam ediyor. Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi’ne iki yılda 50 ilden 134 öğretmen katıldı. Bu yıl gerçekleşecek üçüncü Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi ile toplamda 59 ilde ve 249 Ekolojik Okuryazar öğretmen sayısına ulaşılacak. Ekolojik okuryazar öğretmenlerimiz, geçtiğimiz iki yıl içerisinde öğrencileriyle birlikte ekolojik bahçeler oluşturdu, sergiler, şenlikler düzenleyerek, fidanlar dikti, öğrencilerine doğal varlıkları sınırsızmış gibi görmenin ne kadar yanlış olduğunu, doğayı sadece sevmenin yeterli olmadığını, doğaya sadece bakmak değil, bakınca görmek ve yorumlamak gerektiğini anlattılar” diye konuştu.

Doğanın parçası olan insanın doğa olmadan varlığını sürdüremeyeceğini savunan Özdemir, “Uygulamalı ve teorik eğitimler ile atölye çalışmalarından oluşan Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi, MEB Öğretmen Yetiştirme ve Geliştirme Genel Müdürlüğü uzmanları, TEMA Vakfı Bilim Kurulu üyeleri ve çalışanları ile bilim insanları, uzmanlar ve STK Temsilcileri tarafından veriliyor. Ekolojik Okuryazar öğretmenlerimiz ile doğanın ilkelerinin günlük yaşamdaki yeri ve bu ilkelerle uyumlu yaşamın Türkiye ve dünyadaki örneklerini birlikte tartışıyoruz. Ayrıca, doğada her şeyin birbirine bağlı olduğunu, doğayla kurulan her türlü bağ ve etkileşimin olumlu ya da olumsuz sonuçlar doğurduğuna, doğada hiçbir şeyin sonsuz olmadığı gibi, yok olmadığının da altını çiziyoruz. Çünkü biz insanlar doğanın bir parçasıyız. Doğa insanlar olmadan da varlığını sürdürmeye devam eder. Ama bizler nefes almak, karnımızı doyurmak, suyumuzu içmek, barınmak, aklınıza gelebilecek her türlü durumda doğaya muhtacız. Oysa doğa ihtiyaçlarımızı onu sevmemiz ve korumamız dışında hiçbir karşılık vermeden bizlere cömertçe sunuyor” şeklinde konuştu

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  "İLGİLİLERİ GÖREVE DAVET EDİYORUZ"

“EKOLOJİK OKURYAZARLIK BİZE DOĞAYLA UYUMLU YAŞAMAYI ÖĞRETİYOR”

Ekolojik okuryazarlığın doğayla uyumlu yaşamayı öğrettiğinin altını çizen Özdemir, sözlerini şöyle tamamladı: “Dünyada nadir örnekleri görünen ekolojik okuryazarlık programını MEB’in destekleri ile ülkemizde ve üstelik de öğretmenlerimize yönelik olarak uygulamaktan dolayı umut doluyuz. Çünkü, eğitimlerimize katılarak ekolojik okuryazar olan öğretmenlerimiz, yarının yöneticilerini, karar vericilerini, meslek sahibi bireylerini yine bu anlayışla yetiştiriyorlar. Öğretmenlerin, öğrencilerinin ekolojik okuryazar olmalarını desteklemeleri, gelecekte alınan kararların ve atılan adımların insan-doğa çatışmasını artıran bir yönde değil doğayla uyumlu bir yaşam yönünde atılmasını sağlayacak. Günümüz çocukları maalesef sokağa çok az çıkıyor, vakitlerinin büyük çoğunluğunu evde bilgisayar veya televizyon başında, okulda ise sınıflarda geçirerek, ‘kutulanmış çocuklar’ haline geliyorlar. Oysa araştırmalar toprağa dokunan, doğayı gözlemleyen, hisseden, koklayan, merak ederek keşfeden, doğayla temas eden çocukların, bedensel sağlıklarının, duyularının güçlendiğini, özgüvenlerinin arttığını, okul başarılarının ve yaratıcılıklarının geliştiğini gösteriyor. MEB ve TEMA işbirliği ile hayata geçen Ekolojik Okuryazarlık Öğretmen Eğitimi, öğretmenlerimizin bilgi dağarcıklarını yeni yöntemler ve farklı bir bakış açısıyla geliştirerek, ‘okur ve yazar’, yani ‘bilen ve uygulayan’ nesillerin yetişmesi için daha donanımlı hale getiriyor. Toplumun ve toplumu oluşturan tüm bireylerin ekolojik okuryazar olmasının, gezegenimizin ve insanlığın geleceğini olumlu yönde etkileyeceğine ve değiştireceğine inanıyoruz. Bizler milyonlarca yılda oluşmuş doğal dengeyi sanayi devrimi ile birlikte son yüzyılda alt üst ettik, iklim değişikliği sürecini hızlandırdık. Eğer ekolojik okuryazar bir toplum olsaydık ormanları yok etmez, suyumuzu, havamızı kirletmez, canlı türlerinin nesillerinin tükenmesine neden olmaz, dünyamızın bizlere karşılıksız sunduğu ekolojik kapasitenin 1.5 katını tüketmezdik”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  AYSİAD'DAN "BİR ÇOCUK DA SEN GİYDİR KERMESİ"

(İHA)

Share