logo

21 Ağustos 2007

Suyun olmadığı yerde hayat yoktur

Jeoloji Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilcisi A. Rıza Özdamar, gazetemiz muhabiri Selma Aybek’e yaptığı özel açıklamada suyun önemi ve kuraklıkla mücadelede alınabilecek tedbirlerle ilgili bilgi verdi.
Özdamar, yaptığı açıklamada; “Bölgemizde yüzey sularını depolayacak baraj, gölet gibi yapıların tamamlanması nedeniyle yer altı suyu kullanımı artmıştır. Bunun sonucu olarak ovalarda çoraklaşmalar ve tuzlanmalar meydana gelmiştir. Böyle giderse bu Yer altı suyu rezerveleri de tamamen bitecek ve büyük bölgesel krizler meydana gelecektir”dedi ve şunları söyledi;
su hepimizin bildiği gibi hayat demektir. Suyun olmadığı yerde hayat yoktur. Tarih boyunca yerleşim yerleri suların bulunduğu kaynakların olduğu yerlerde kurulmuştur.
Tarih kitaplarını okuduğumuzda Türklerin Ana dolu’ya göçü kuraklık nedeniyle olmuştur. 33 adet afetin başında kuraklık 1. sırada gelmektedir.
Birleşmiş Milletler 2007’de Paris’te 2000’den fazla bilim adamı ile küreselleşmeyi ele almıştır. Bu toplantıda önümüzdeki 100 yılda artık petrol değil su savaşlarının olacağı sonucuna varılmıştır. UNESCO değerlendirmesinde kişi su tüketimine göre ülkeleri sınıflandırmıştır. Buna öre kişi su tüketimi;
10.000 m3/yıl üzerinde üzerinde ise su zengini ülkeler
3.000 – 10.000m3/yıl ise kendi ihtiyacını karşılayan ülkeler
3.000 m3/yıldan aşağı ise su fakiri olan ülke olarak tanımlanmıştır.
UNESKO’nun raporuna göre ülkemizde yıllık kişi başı su tüketimimiz 1570 m3/yıldır. Eğer böyle gidersek önümüzdeki 30 yıl içerisinde kişi başı su tüketimi 700m3/yıla düşecektir. Bu durum ülkemizin su zengini bir ülke değil su fakiri bir ülke olduğunu göstermektedir.
Su kaynaklarımız Yüzey suları ve Yer altı suları olarak ikiye ayrılır.
Yüzey sularımız hepimizin bildiği gibi yağmur ve kar yağışı nedeniyle yüzeysel akışa geçen suların baraj, gölet ve regülatör gibi yapılar ile depolanarak ihtiyaç olduğu mevsimlerde kullanıma sunulmasıdır.
Yer altı suları ise yağan yağmur ve kar sularından yer altına süzülerek yer altında depolanması sonucu oluşan sulardır.. Bu sular açılan su sondaj kuyuları ile pompaj yapılarak kullanıma sokulmasıdır.
Yüzey suları için yeterli su bentleri yapamazsanız bu sular kışın denize akar, halkın kullanımına sokulamaz. Özellikle Ege Bölgesi ve Menderes havzasından planlanan barajlar ya hiç başlanmamış ya da inşaata başlamış bitirilememiştir. Bundan dolayı yağışların yeterli olmadığı günümüzde olduğu gibi büyük su sıkıntıları yaşanmaktadır. Aydın’da içme suyu büyük sıkıntı olmasa da sulama suyu olarak büyük sıkıntılar çekilmektedir.
Yüzey suları tam olarak değerlendirilmediği için halkımız sulama suyu ihtiyacını yer altı suyundan kullanma yoluna gitmektedir. Bu durumda yer altı suyundan aşırı çekimler oluşmakta su seviyeleri yıldan yıla düşmekte, deniz kıyılarında tuzlu su girişimleri nedeniyle ovalarda çoraklaşmalar meydana gelmektedir.
2007 yılında bölgemizde meydana gelen kuraklık nedeniyle mevcut barajlarda yeterli su olmamasından dolayı halkın su ihtiyacını karşılamak için yer altı suyu kuyusu açmaya yönelmişlerdir. 2006 yılında bölgemizdeki DSİ’ye yapılan kuyu talebi sayısı 2007 yılında ilk 7 ayında sayı üç katına çıkmıştır. Bunun yanında kaçak açılan kuyularda tamamen denetimsizdir. Bu durumda yer altı suyundan aşırı çekimler oluşmakta su seviyeleri yıldan yıla düşmekte, deniz kıyılarında tuzlu su girişimleri nedeniyle ovalarda çoraklaşmalar meydana gelmektedir.
Ayrıca kurumlarımızda çalışan yetişmiş personelin yanlış fiyat politikası nedeniyle emekli olmaları veya istifa etmeleri nedeniyle DSİ’de yetişmiş su konusunda tecrübeli jeoloji mühendis sayısı azalmış olduğundan dolayı ovalardaki yer altı suyu rezerv çalışmaları yapılamamaktadır.
Dolayısıyla bölgemizde yüzey sularını depolayacak baraj, gölet gibi yapıların tamamlanmaması nedeniyle yer altı suyu kullanımı artmıştır… Bunun sonucu olarak ovalarda çoraklaşmalar ve tuzlanmalar meydana gelmiştir. Böyle giderse bu yer altı suyu rezervleri de tamamen bitecek ve büyük bölgesel krizler meydana gelecektir.
Ülkemizde ve bölgemizde bu krizlerin oluşmaması için;
1-Ulusal su politikamızın oluşturularak yer altı ve yer üstü sularının korunması ve kullanımı tek elden (bakanlıktan) yapılmalıdır.
2- İnşaatı devam etmekte olan barajlar bir an önce bitirilmeli, yeni baraj projelerine de acil kaynak bulunarak yüzey sularının tamamı depolanmalıdır.
3- Yer altı suları konusunda tecrübeli elemanların kurumlarda tekrar toplanması sağlanarak havzaların yer altı suyu rezervleri tespit edilerek, işletilebilecek yer altı suyu rezervleri saptanmalı, eğer rezerv aşılmış ise bu havzalar mutlaka koruma altına alınmalıdır. Yeni kuyu açılmasına kesin olarak izin verilmemelidir.
4- Ülkemizde ve bölgemizde yer altı suyu yönünden zengin olan karstik bölgelerde yer altı suyu denizlere boşalmaktadır. Dolayısıyla bu konuda tecrübeli jeoloji mühendisleri ile bu sular tespit edilerek halkın kullanımına sunulmalıdır.
5- Tarımsal sulamalarda modern sulama sistemleri kullanılarak (yağmurlama, damlama gibi) mevcut suların ekonomik kullanımı sağlanmalıdır.
6- Kış aylarında yağan yağışların akışa geçen kısımları çeşitleri bentler yapılarak yer altına süzülmesi sağlanarak yer altı suları beslenmelidir.
7- Çiftçi eğitimi yapılarak az su ile ürün yetiştirilmesi sağlanmalıdır.
8- Okullarda su kullanımı ile ilgili eğitim verilerek suyun kullanımının tasarruflu yapılması sağlanma lıdır”dedi.
(Mücadele)

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  İYİ PARTİ KURUCU İL BAŞKANI RECEP TANER OLDU

Share