logo

06 Mart 2007

HALİFELİĞİN KALDIRILIŞININ YILDÖNÜMÜ KUTLANDI!

Atatürkçü Düşünce Derneği,Yeni Kuşak Köy Enstitüleri ve Eğitim-İş Aydın Şubesi ortaklaşa düzenledikleri basın açıklamasında Halifeliğin Kaldırılmasının Yıldönümü ve içerisinde bulunan mevcut durumla ilgili değerlendirmelerde bulunuldu.
Aydın Atatürkçü Düşünce Derneği adına A. Zeki Muslu, tarafından yapılan açıklamada; “Atatürk devrimlerinin en önemlilerinden biri de Halifeliğin kaldırılmasıdır. Bu olay laikliğe giden önemli bir adımın başlangıcıdır. Ülkemizi çağdaş uygarlığa, demokratik sisteme ve laik devlet ve toplum düzenine götürecek yollar, özellikle bu engelin ortadan kaldırılmasıyla açılmıştır.
1919-1922 yılları arasında ülkemizi işgale yeltene8n devletlere ve emperyalizme karşı ilk bağımsızlık savaşı veren ulusal güçler başarıya ulaştıktan sonra Cumhuriyetin ilanı ile yeni bir devlet düzeni oluşturdular. Yeni kurulan düzen kurtuluş savaşında düşmana karşı omuz omuza vuruşan yönetici kadro arasında görüş ayrılıklarını da beraberinde getirdi. Kimi önde gelen asker ve devlet adamları eski düzenin sürdürülmesinden yana bir tutum içerisine girdiler.
18 Kasım 1922’de son padişah Vahdeddin’in yurt dışına kaçmasından sonra Hilafet ve saltanat makamları birbirinden ayrıldı. Saltanat kaldırıldı, egemenlik gücü TBMM’ne verildi, hilafetlik yetkisi Abdülmecit Efendi’ye verildi. Hilafet makamının etkisizleştirilmesi kimi kişilerin hoşuna gitmedi. Onlara göre kutsal bir kişiliğe sahip olan halife ulusun üzerinde bir varlıktı. TBMM Halifenin, Halife de TBMM’nindir diyorlardı. Saltanatın kaldırılmış olmasına ve Cumhuriyetin ilanın rağmen, halife padişahmış gibi, saltanat geleneklerine uygun davranmaya çalışıyorlardı.
Son halife Abdülmecit, yaşanan işgal yıllarını tez unutarak gösterişli törenler düzenlemeye, her Cuma namazını değişik camilerde kılarak gösteriler yapmaya koyuldu. Bu yetmedi, sarayında milletvekillerini ve komutanları kabul etmeye, yabancı elçiliklere temsilci göndermeye başladı. Böylece yetkilerinin kısıtlanmasına karşı çıkıyor, eski konuma dönmek için her türlü girişimde bulunuyordu.
Öte yandan ülke içerisinde bütün din adamlarını, medrese hocalarını, gelenekçi Osmanlılar adeta halifenin padişahlığını ilan etmesini dört gözle bekliyorlardı. Halife ve taraftarlarının yoğun propagandaları sürerken,yurtdışında da çatlak sesler gelmeye başladı. Hindistan’daki İsmaliye tarikatının lideri İmam Ağan Han ile Emir Ali, başbakan İsmet Paşa’ya bir mektup yazarak halifeye dokunulmamasını rica ettiler.
Tüm bu gelişmeler bu kurumun da kaldırılmasının zamanının geldiğini gösteriyordu. Halifenin ödeneği az bulması, remi heyetlerle görüşme yapmak istemesi bardağı taşıran son damlalar oldu. 3 Mart 1924’te toplanan TBMM 429 sayılı Kanunla Şer’iye ve Evkaf Vekaleti ile Erkân-ı Harbiye-i Umumiye Vekaletini kaldırdı. 430 sayılı kanunla Tevhid-i Tedrisat Kanunu kabul etti. 431 sayılı Kanunla da Halifeliği kaldırarak Osmanlı ailesinin erkek, kadın tüm bireylerinin ve damatlarının bir daha dönmemek üzere yurt dışına çıkarılmaları kararlaştırıldı.
Halifelik ümmet ve kul düşüncesi üzerine kurulan bir kurumdur .Yeni kurulan Türk devleti, ümmet düşüncesini terk ederek ulus devlet ilkesine dayanarak kuruluyordu. Bu devlette kullara değil, özgür yurttaşlara gereksinim vardı. Cumhuriyet rejiminin esenliği ve geleceği bakımından bir zorunluluk gerçekleştirildi. Böylece yapılması düşünülen devrimlerin halife ve taraflarının dine aykırıdır diye engellemesinin önü kesildi.
Hepsinden önemlisi yalnızca Sünnilerin temsilcisi olan halifeliğin kaldırılmasıyla İslam dünyasındaki kanlı mezhep çatışmalarına bir son verildi. Atatürk devrimlerinden en önemlilerinden biri sayılan bu hareket ile ülkemizi çağdaş uygarlığa, demokratik ve laik sisteme götürecek yolun önündeki en büyük engel ortadan kaldırılmış oldu.
Bu kanunun çıkmasını sağlayan başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere o günkü mecliste görev yapan tüm üyeleri bir kez daha saygıyla anıyor, kurdukları devlete ve sisteme sahip çıktığımızı bilmelerini istiyorum.”

(Mücadele)


Share