logo

21 Kasım 2007

“Eti senin kemiği benim” diyen veli yanlış yapıyor

EĞİTİMCİ YAZAR GİRGİN: “HAYATTA HİÇ BİRŞEY ÇOCUKLARINIZDAN DAHA ÖNEMLİ DEĞİLDİR”
“Eti senin, kemiği benim” anlayışının günümüze kadar süre gelen bir yanlış olduğunu savunan uzmanlar, öğrenci velilerinin “Eskiler doğru söylemiş” felsefesine dayanıp, yanlışın arkasına sığınarak kolaycılığa kaçmakta olduğuna dikkat çekti. Bu sözün anne ve babanın çocuğunu kayıtsız şartsız okula teslim ettiğini ifade etmek için söylendiğinin altını çizen Eğitimci Yazar Alaiddin Girgin, sözün eğitimin tüm sorumluluğunun okulda veya öğretmende olduğunu anlamına gelmeyeceğini söyledi.
Yapılan araştırmalar okul döneminde anne babanın tesiri, çocuğun kişilik özellikleri, fizikî şartlar ve eğitim kadrosunun eğitime bakış açısı gibi pek çok faktörün eğitimde başarıyı etkidiğini gözler önüne seriyor. Örneğin çocuğun ruh yapısına uygun hazırlanmış bina ve bahçe yapısı, sosyal, mekanik ve kültürel anlamdaki faaliyet alanları ile çocuğun iç dünyasına seyahat edebilen öğretmen kadrosu ebeveynin bıraktığı boşluğu belli bir ölçüde doldurabiliyor. Bu nedenler, anne babaya olan ihtiyacı hafifletse de hiçbir zaman çocuğun duygu dünyasından uzaklaşmasını sağlayamıyor. Bu nedenle velilerin aktif olarak eğitime katılması ve kendini bütünün parçası olarak algılamalı gerekiyor. Çocuğunu okula kaydettiren her velinin haklı olarak beklenti içine giriyor. Bilinç düzeyine göre de tavır sergileyen veli, ya kendini soyutlayıp her şeyi okuldan beklemekte ya da her şeye müdahale ediyor. İşin orta yolunun bulunabilmesi ise gerçekten çok zor oluyor.
Günümüzün değişen şartların dikkate alınması durumunda, eğitim üç temel üzerine bina edileceğine işaret eden Eğitimci Yazar Girgin, çocuk, veli ve öğretmen unsurlarının binayı ayakta tutan direkler olduğunu ifade etti. “Bu üç unsurdan biri diğerinin rağmına ihmal edilemez” diyen Girgin, bu durumun eskiden beri hiç değişmeden devam ettiğini hatırlattı. Girgin, velilerin eğitime katkı sağlamak yönünde gayret gösterilmiş olsa da eğitimi yeterince önemsendiğinin söylemeyeceğini iddia etti. Bu söylemi karamsarlık ve tenkit amacıyla değil meselenin önemine dikkat çekmek için söylediğini belirten Girgin, “Zira eğitimde velinin payı büyüktür. Şahsiyet gelişimindeki temelin neredeyse yüzde seksenlik bölümü çocukluğun 0-7 yaş arasındaki bölümünde atılır. Bu da çocuk için ilk modelin anne baba olduğunu gösterir. Bu durum okul öncesinin önemini vurgular. Ancak anne babanın eğitimdeki önemi sadece bu yıllarla sınırlı değil; aksine hemen ardından gelen okul yıllarında da bu önem devam etmektedir” dedi.
Eğitimde esas olan velinin bilinçli olarak eğitimin içinde yerini alması olduğuna işaret eden Alaiddin Girgin, velilerin yapması gerekenleri okul, ev ve çocuk üçgeninde değerlendirmesi gerektiğini kaydetti. Velilerin eğitimden kendini soyutlayamayacağını savunan Girgin, aynı zamanda velinin işi başkasına fatura edemediği gibi havale de edemeyeceğinin altını çizdi. Çocuğun üzerindeki etkinliği düşünüldüğünde önem sırasının ilk basamağı velinin yer aldığı bilgisini veren Girgin, çocuğun etrafındaki ilk çemberin ileri yaşlarda etkisi azalsa da anne babaya ait olduğunu hatırlattı.
Velinin eğitimde yerini alamamasında pek çok olumsuz nedenler olsa da hiçbir neden çocuklardan daha önemli olmadığına dikkat çeken Grigin’in velilere tavsiyeleri ise şöyle: “Kaçırılan bazı fırsatlar vardır ki telafisi olmaz. İşte çocuğa karşı olan sorumluluğunuzu yerine getirmedeki zamanlamada bunlardan biridir. Onun için atalarımız, demir tavında dövülür demiş. Biz o tavı kaçırdığınızda tekrar elde edemeyeceğinizin bilincinde olmalısıyız. Kişi inandığı ölçüde fedakârlıkta bulunur ve çaba sarf eder; önemsediği konular arasında eğitim kaçıncı sırada. Eğer eğitim ilk sırada değilse velinin eğitime katkıda bulunması mümkün değildir. Söz geldiğinde pek çok anne baba işinin yoğunluğundan ve geçim derdinden bahsetmekte; eğitim diye bir kavramdan pek söz eden olmamaktadır. Bunun nedeni onların eğitime değer vermemeleri değil bilakis önem sırasının alt sıralarda olmasındandır. Her anne baba işlerinin ve gündeminin önem sırası bir kez daha gözden geçirmelidir. Zira önemseyip birinci sıraya koyduğumuz uğraşla elde ettiklerimizi bir gün gelecek gündemin alt sıralarında tuttuğumuz kişilere bırakacağız. Ayrıca geleceğimiz eğitilmiş, mükemmel insanlarla ihya olacaktır. Unutmayalım ki eğitilmiş yeni nesil gökten zembille inmeyecek. Aksine bizim evlatlarımız bu kitleyi oluşturacak. Milletler, geleceklerini yeni nesillere gün gelecek devredecek. Ancak devir alınacak miras ne kadar büyük olursa olsun onu istihdam edecek kadro mükemmel değilse kısa zamanda eriyip gidecektir. Gelecek nesillere büyük bir miras bırakmaktansa onlara iyi bir eğitim bırakmak hepsinden hayırlı değil mi? Bu duygu ve düşünce zihinlere yerleşmeli ve veli bu yönde bilinçlendirilmelidir”
VELİLERİN NE YAPMASI GEREKİYOR
– Elinizi vicdanınıza koyup en büyük faturayı öncelikle kendinize kesin.
– “Ben üstüme düşeni yaptım mı?” sorusunu kendinize soralım. Hiç tereddüt etmeden “evet” diyebiliyorsanız, üzerinize düşeni yapmışsınızdır. Fakat içinizde küçük bir tereddüt varsa o zaman; hala yapılmayanlar vardır.
– “Ben ne yapmalıyım?” sorusunu kendinize sorduktan sonra bu günden işe koyulun. Zira yarın çok geç olabilir.
(Mücadele)

Share