logo

27 Ağustos 2013

Ertuğrul’dan Albay Çiğiltepe, 30 Ağustos, Ergenekon ve Silivri Açıklaması:“Kahramanları Tükenmeyen Ordu”

Aydın Milli Merkez Yürütme Kurulu Başkanı ve Aydınlık Gazetesi yazarı Av. Erol Ertuğrul, Büyük Taarruz'da 27 Ağustos 1922 tarihinde canına kıyan Albay Reşat Çiğiltepe'nin ölüm yıldönümü ve 30 Ağustos Zafer Bayramı nedeni ile bir açıklama yaptı.
Ertuğrul, Albay Reşat Çiğiltepe'nin ölüm yıldönümü olan 27 Ağustos gününe özel olarak yaptığı açıklamada şunları söyledi:
“Afyon Sandıklı Halkı Boş Mezarını Saygıyla Ziyaret Etmeyi Sürdürüyor”
“Albay Reşat Bey, 26 Ağustos 1922 günü büyük taarruza katılan 57. Tümen komutanıdır. İnönü ve Sakarya savaşlarında yararlıklar göstermiş, Mustafa Kemal Paşa tarafından 57. Tümen Komutanlığına atanmıştır. Albay Reşat Bey'e verilen görev  Sandıklı yakınlarında bulunan Çiğiltepe'yi düşmanın elinden almaktır. Bu tepe savaşın gidişini belirleyecek önemde bir tepedir. General Trikopis komutasındaki Yunan Ordusu tepenin önemini bildiğinden tepeyi büyük bir güçle savunmaktadır. Tepenin alınması gecikince Mustafa Kemal Paşa telefonla Albay Reşat Bey'e “Hareketin yavaşlığı genel durumumuzu etkilemektedir. Çiğiltepe'nin gecikmeden alınması gerekmektedir “ demiş, Albay Reşat Bey “ Hiç merak etmeyin yarım saat içinde tepeyi alacağım paşam “ diye yanıt vermiştir. Çiğiltepe'nin alınması gecikince Mustafa Kemal Paşa yeniden Albay Reşat Bey'i aramış, telefona Reşat Beyin yardımcısı çıkmıştır. Mustafa Kemal Paşa, Reşat Beyi sormuş   “ Paşam Reşat Bey, tepeyi size söz verdiği saatte alamayınca bir not bıraktı ve canına kıydı“ yanıtını almıştır. Yarım saat geçtiği halde tepe alınamayınca 27 Ağustos 1922 günü Albay Reşat Bey beylik tabancası ile kendi yaşamına kıymıştır. Reşat Bey'in Mustafa Kemal Paşaya bıraktığı notta  “ Paşam, yarım saat içinde o tepeyi almayı size söz verdiğim halde sözümü yerine getirememiş olduğumdan dolayı yaşayamam “ yazmaktadır.
Mustafa Kemal Paşanın gözlerinden yaşlar süzülür. Kırk beş dakika sonra Çiğiltepe alınır. Albay Reşat Çiğiltepe'yi saygıyla anıyoruz.
30 Ağustos 1922  de Mustafa Kemal Paşa'nın komuta ettiği Başkomutan Meydan Savaşı kazanılır. 9 Eylül 1922 günü Ordularımız güzel İzmir'imize girer.
Reşat Bey'e soyadı yasası çıktıktan sonra Atatürk tarafından Çiğiltepe soyadı verilir.  TBMM, ailesine İstiklal Madalyası verir. Ziya Paşa'nın oğlu olan Albay Reşat Çiğiltepe'nin oğlu, yıllar sonra  benim de üniversite yıllarımda 60'lı yılların sonlarına doğru Ankara Sanat Tiyatrosu'nda ünlü tiyatrocu Asaf Çiğiltepe'ydi. O da artık yaşamıyor.
Sevgili Reşat Bey, ordularımız İzmir'e doğru coşkuyla ilerlerken zorunlu olarak Sandıklı ilçesine gömülür. Gömütlüğü yıllarca Sandıklı halkı tarafından saygıyla ziyaret edilir. 1988 yılında alınan bir kararla Reşat Bey Ankara Devlet Gömütlüğüne taşınır. Sandıklı halkı Reşat Bey'i bırakmak istemez, bu karara karşı çıkar. Ancak direnemez.
Çok ilginçtir ki, cenazesi Ankara'ya taşındıktan sonra Sandıklı halkı o boş kalan mezarı onarmış ve sanki Reşat Çiğiltepe orada imiş gibi halen oraya saygıyla ziyaretler sürüyor. Boş gömütlüğü eskiden olduğu gibi Sandıklı halkı tarafından aynı saygıyla bir evliya gömütlüğü gibi ziyaret edilmeyi sürdürmektedir.
Cumhuriyetin Ordusu Reşat Çiğiltepe gibi kahramanlarla doludur. Cumhuriyetin Ordusu, Mustafa Kemal Paşaya verdiği sözü yarım saat geç yerine getirdiği için yaşamına kıyan onurlu subaylarla doludur. Bu onur, bu Ulusun mayasında vardır. Dün'de vardı, bugün'de vardır. Yarın da olacaktır. 
Cumhuriyet'in Ordusunun onurlu subayları, Ülke'nin bölünmez bütünlüğünden yanadır. Cumhuriyetin Ordusunun onurlu subayları Cumhuriyet'in dönüştürülmesine karşıdır.”
“Cumhuriyet'in Ordusu etkisizleştirilemez”
“Cumhuriyet'in Ordusu'nun emekli Genel Kurmay Başkanlarını, emekli Kuvvet Komutanlarını, Ordu Komutanlarını, emekli ve görevde oramirallerini, orgenerallerini uydurma suçlamalarla tutuklamak, cezaevlerine doldurmak, yaşam boyu hapis cezaları ile korkutmak, sindirmek boşunadır. Mustafa Kemal'leri, Reşat Çiğiltepe'leri çıkaran bir ordu her zaman yeni kahramanlar çıkaracaktır. Hiçbir demokratik ülke'de bir yönetim, kendi ordusuna böylesine düşman olamaz.
 Hiçbir demokratik ülkede  o ülkenin ordusu savaşmadan böylesine teslim alınmış olamaz.
 Hiçbir demokratik ülke'de ordu görevlilerine özel yetkili mahkemeler eli ile böylesine ağır hapis cezaları verilemez. Ulusumuz bu cezaları saymıyor.
 Cumhuriyetin Ordusu bu cezaları tanımıyor. Bugünler geçecek Cumhuriyetin Ordusunun kahraman subayları özgürlüklerine kavuşacaktır.
30 Ağustos 1922, büyük utku'nun kazanıldığı gündür. Zafer Bayramımızı kutluyor, bize bu onuru yaşatan, Kurtuluş Savaşını kazanan, Cumhuriyeti kuran, devrimleri gerçekleştiren kuşakları, Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarını saygı ile anıyoruz.”

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Aydın’da Kasım bereketi

 

 

(Mücadele Ajans)


Share