logo

05 Mart 2007

DEMOKRASİMİZ KADINI YOK SAYIYOR!

Türk Kadınlar Birliği Aydın Şubesi olağan aylık toplantısını Filibeli Restoran’ta yaptı.
DYP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşe Şaylı’nın konuk olarak katıldığı toplantıda Türk siyasetinde kadının yerine ilişkin değerlendirmeler yapıldı.
Aydın Barosu Kadın Hakları Komisyonu Üyesi olan avukatların da katıldığı toplantının açılış konuşmasını yapan Türk Kadınlar Birliği Aydın Şubesi Başkanı Saadet Kavasgil; “Toplumun yarısını oluşturan kadınların temsilinin %5’lerde olması kadın için acı bir durumdur” dedi ve özetle şunları söyledi;
“Büyük önder Atatürk, Milletlerarası ilk kadın kongresinde “Türk kadınını dünya kadınlarıyla el ele vererek, dünyanın barış ve güveni için çalışacağına emin olabilirsiniz” demiştir.
Türk kadınına ne kadar güvendiğini çeşitli söylemlerinde de dile getirmiştir. Cumhuriyetin kuruluş döneminde Atatürk devrimleri Türk kadınına toplumda çağdaş, eğitimli, meslek sahibi özgür bir birey niteliğine kavuşma yolunda çok büyük kazanımlar sağlamıştır. Ancak daha sonraki dönemlerde aynı gelişme ivmesi korunamamıştır.
Bu yıl Türk kadınına seçme ve seçilme hakkının verilişinin 72. yılını kutladık. Türk kadınını şansı Mustafa Kemal Atatürk gibi aydın bir önderinin olmasıydı.
Yıl 1935, 395 milletvekilinin 18’i kadın, Yıl 2007 550 milletvekilinin 24’ü kadın.
Bu tabloda gördüğünüz gibi kadınların seçme ve seçilme hakkının bulunması bu hakkın tam olarak kullanıldığı anlamına gelmemektedir. Türkiye nüfusunun yarısından fazlasını oluşturan kadınlarımız bugün parlamentoda %4.4 yerel yönetimlerde %5 oranında temsil edilmektedir.
Demokrasi herkesin eşit temsilidir. Ama bu rakamlar gösteriyor ki demokrasimiz sadece bir cinsi temsil ediyor, diğer cinsi yani kadını yok sayıyor. Toplumun yarısını oluşturan kadın nüfusunun ulusal ve yerel temsil kurumlarında yüzde beşlerde temsil edilmesinin çok ciddi bir haksızlık ve eşitsizlik örneği olduğu açıktır. Kadın ve erkeklerin eşit oranda temsili mümkün olmasa bile en azından kadınların temsilinin dörtte ve üçte birlerde olması gerekmektedir.
Bilindiği gibi siyaset baştan beri tüm toplumlarda erkeklere ait bir faaliyet alanı olarak kabul edilmiştir. Erkek egemen kültür kadınlara toplumsal hayatta ev işleri ile annelik faaliyetlerini verdiğinden kadınlar siyasetten uzak tutulmaktadırlar.
Bu durumun değişmesi için bir takım özel tedbirlerin ve pozitif ayrımların uygulanması zorunludur. Sadece hukuksal bakımdan eşit haklar getirilmesi yeterli değildir, erkek egemen kültürünün etkisinin de kaldırılması gerekmektedir. Bunun için yapılması gereken; siyasi partilerin kadınlar için belli kotalar ve avantajlar sağlamasıdır. Listelerinde kadın adaylara ilk sıralarda yer vermesidir.
Ülke sorunlarına duyarlı, umutsuzlukları umuda, yılgınlıkları hamleye çevirecek akıl üreterek çözümlere ulaşabilecek kadın siyasetçilere ihtiyacımız olduğunu biliyoruz.Kadının gücü, anaç, merhametli, sevgi yüklü ve zarif olmasından gelir. “Erkek gibi kadın değil” sadece kadın istemeliyiz siyasette.
Siyasette yeterince temsil kabiliyeti olan kadın olsaydı, siyaseti üslubu bu hallere gelmezdi. Bu anlamda kadınlarımız ciddi atılımlar yapmalı, erkeklerde ellerinden kaçırmak istemedikleri mevkileri kadınlarla paylaşmayı bilmelidirler.
Siyasette kadının yolu açılmalıdır. Bu anlamda sivil toplum kuruluşları toplumsal görevleri gereği seslerini yükselterek yol gösterici özellikleri taşımalıdırlar.
Bir ülkede sivil toplum kuruluşları ne kadar güçlü olursa siyasiler üzerinde o kadar güçlü yaptırımlar uygulayabilirler.Sivil toplum örgütlerinin birleştirici ve yüreklendirici olması gerekmektedir. Çünkü sivil toplum kuruluşları toplumun aynasıdırlar. Onlar sorunları gerekli mercilere ulaştıranlardır.
Hepimizin aynı duyguları paylaştığını biliyorum. Biz kadınların Mecliste ve diğer karar mercilerinde daha çok olmamız dileğiyle, daha refah bir ülkede, daha mutlu yarınlara diyorum.”
Türk Kadınlar Birliği Aydın Şubesi aylık toplantısı konuğu olan DYP Kadın Kolları Genel Başkanı Ayşe Şaylı ise yaptığı konuşmasında; “Küreselleşme ile ülkemizde her alanda dalgalanma yaşandı. Tarım toplumundan sanayi, sanayi toplumundan bilgi toplumuna geçildi. Ancak ülkemizde hala tarım toplumunda kalınmışlık izleri var. En büyük problemimiz bilinç değişimidir. Bunun için de eğitimden başka yol yoktur.
Birleşmiş Milletlerin ilk 5 hedefi kadının gelişmesini içermektedir. Ama maalesef ülkemizde kadın her zaman ikinci plana atılmıştır. En önemli problemlerimizden birincisi de yoksulluktur.” Dedi

(Mücadele)

Share