logo

05 Şubat 2007

AYDIN TÜRK OCAĞI BAŞKANI EYÜP DOYURAN: “Türk milleti bu cinayetle birlikte ağır bir psikolojik saldırıya tabi tutulmaktadır!”

Aydın Türk Ocağı Başkanı Eyüp Doyuran gazetemize yaptığı özel açıklamada Hrant Dink cinayeti ve sonrası yaşanan olayları
değerlendirdi.Doyuran yaptığı açıklamada;”Türk milleti bu cinayetle birlikte ağır bir psikolojik saldırıya tabi tutulmaktadır”
dedi ve özetle şunları söyledi;
“Hrant Dink cinayeti hakkında daha çok konuşulacak. Ancak cinayetin hemen ardından yapılan yorumlar ve eylemler bu cinayet üzerine dönen tartışmanın eksenini büyük ölçüde ortaya koymuş durumda.
Cinayetle ilgili medyada yapılan tüm tespitler, yükselen milliyetçiliğin ne kadar büyük bir tehdide dönüştüğü üzerine odaklanmış durumda.
Cinayetin duyulmasıyla birlikte başta adeta Ermeni lobisi gibi faaliyet yürüten büyük medya olmak üzere Türk devletine düşman tüm güçlerin Türk milletine ve Türk devletine karşı nefretlerini kusmalarını seyrettik. Dink’in cenazesinde ortaya çıkan tablo da bu Türk düşmanı nefretin bir yansımasıydı. Cinayet haberinin duyulmasıyla birlikte beklenildiği üzere saldırı okları milliyetçi ve ulusalcı kesimlere çevrildi. Medya Dink cinayetinin gerçek faillerini hemen buluvermişti: Yükselen milliyetçilik ve ulusalcılık.
Ancak Hrant Dink cinayeti bizce bir başka gerçeği göstermiş oldu: Türkiye’de yükselen Türk düşmanlığı inanılmaz boyutlara ulaşmış durumda. Cinayetin hemen ardından yaşanan tüm gelişmeleri üst üste koyun, gerçek tehdidin yükselen milliyetçilik ve ulusalcılık değil tam tersine yükselen Türk düşmanlığı olduğunu rahatlıkla göreceksiniz. Cinayeti kınamak adına yapılan tüm açıklamalar ve eylemler bir şekilde dönüp dolaşıp Türk milletinin katliamcı ve faşist kimliğine ve Türk devletinin soykırımcılığına vurgu yapmaktaydı. “Faşist Türkler”in ve “katil devlet”in son kurbanı ise “barış güvercini” Hrant Dink olmuştu! O halde eldeki tüm olanaklar seferber edilmeli ve bu “faşist” Türklerden ve “katil” Türk devletinden hesap sorulmalıydı.
Ancak bu da tek başına yeterli değildi…
Cenazede taşınan bir pankart oldukça manidar: “Ermeni soykırımının da hesabı sorulsun.”
Demek ki amaç bir cinayeti kınamak değil tarihsel bir düşmanlığın ve hesaplaşmanın sürdürülmesidir. Cinayetin üzerinden geçen kısa süre içinde ortaya konan yaklaşımlar, tüm eylem ve söylemler bu intikamcı ruh halinin yansımasıdır.
Radikal gazetesinde Mustafa Alp Dağıstanlı isimli kişinin yazısına seçtiği başlık aslında her
şeyi açıklıyor: 19 Ocak 2007 Ermeni soykırımı. Benzer bir yazı da Robert Fisk’in değerlendirmesi: 1.5000+1. Neymiş?
Hrant Dink’in öldürülmesi Ermeni soykırımının devamıymış. Dağıstanlı’nın yazısı cinayet zanlılarından hiç bahsetmiyor. Varsa yoksa katliamcı Türkler. Yazıdan birkaç alıntı: “1915’i tartışadurun siz, Türkler Hrant’ı öldürmekle 19 Ocak 2007’de bir soykırım
daha gerçekleştirmiş oldu.” “Hrant’ın öldürülmesi bir şeyi daha gösterdi: Türklerin de öbür milletler gibi bir soykırım yapabileceğini.” Ve yazı nihayet sona eriyor: “Hiçbir zaman gurur duymamıştım, ama artık Türk olmadığımı ilan etme ihtiyacıyla kavruluyorum”
Aslında bu son cümle medyada köşe başını tutmuş tüm Türk düşmanı cephenin duygularına tercüman oluyor. Kimileri açıkça söyleyemese de Dağıstanlı’nın bu makalesi her şeyi açıklıyor. “Hepimiz Ermeniyiz” sloganı
atan ve attıranların da istedikleri şey bu değil mi? Toplum olarak Türklükten utanmamız ve Türk olmadığımızı gururla ilan etmemiz isteniyor. Türk olmaktan utanmak ama Ermeni olmakla gurur duymak!
Bu düpedüz ırkçılık değil de nedir?
Medyada giderek artan Türk’e Ermeni propagandası iyice gemi azıya almış durumda ve Dink cinayetiyle birlikte bu propagandanın daha da hız kazandığını gördük. Türk düşmanı çevrelerin gerçek niyetlerinin bu cinayeti kınamak olmadığının altını ısrarla çizmek gerek.
Bu cinayet Türk milletine yıllardır giydirilmeye çalışılan ırkçılık ve soykırımcı kimliğini
topluma dayatmanın bir aracı olarak kullanılmaya çalışılmaktadır. Madem ortada öldürülen bir Ermeni vardır, o halde bu cinayet karşısında Türk milleti ağıtlar yakmalı ama bununla da yetinmemeli, Ermenilere yıllardan beri yapılan zulmü kabul etmeli ve dahası artık şu “Ermeni soykırımı”nı da tanımalıdır! İşte Dink’in cesedi üzerinde siyaset yapan Türk düşmanı malum koronun hedefi tam da budur.
Türk milleti bu cinayetle birlikte ağır bir psikolojik saldırıya tabi tutulmaktadır.
Böylelikle toplumun bilinç altına “Bugün Hrant Dink öldürüldüğüne göre demek ki 1915’te de Ermeni soykırımı yapılmıştır” fikri enjekte edilmek istenmektedir.
(Mücadele)

Share