logo

01 Temmuz 2013

4 Kişinin Saldırısına Uğrayan Televizyoncu Musa İlhan Basın Toplantısı Düzenledi

25 Haziran 2013 Salı günü Aydın'ın göbeğinde 4 kişinin saldırısına uğrayan, darp edilen ve dövülen televizyon programcısı ve gazeteci Musa İlhan, bir basın toplantısı düzenledi.

AYTV'de yayınlanan Mercek programının yapımcısı ve Mercek Gazetesi'nin sahibi Musa İlhan, yaşadığı dehşeti meslektaşlarına şöyle anlattı:

“24 Haziran 2013 Pazartesi günü başlayan ve 25 Haziran 2013 Salı günü sonuçlanan menfur bir saldırı operasyonunun uzun bölümlerini yaşadık.

Ben öncelikle tüm basın camiasının ilgi ve alakaları, sağ duyulu davranışlarından dolayı başta Aydın Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Suat Deniz olmak üzere hepinize teşekkür ediyorum.

Olay şudur: 24 Haziran Pazartesi günü büroda çalışma yapıyorduk. Kurtuluş Savaşı öncesi çıkan gazeteleri kitap haline getirmiştik. 35 bin adet bastık, şu anda 1000 tane kaldı. Ege Ordu Komutanlığı'nda yardımcı ders kitabı olarak okutuluyor. Türkiye'nin pek çok yerine ulaştırdık. Aydın'dan, Denizli'den, Manisa'dan, Muğla'dan kaymakamlarımız, belediyelerimiz, odalarımız hepsi ilgi gösterdiler. Bu çalışmadan sonra şimdi de yeni bir çalışma yapıyoruz. Bunu özellikle anlatmak istedim. Ankara Ticaret Odası Meclis Başkanı Sayın Nuri Gürgür beyin büyük destekleriyle,  Cumhuriyet dönemi boyunca çıkan gazeteleri kitap haline getiriyoruz. 1929'dan başlıyor, 2007 yılına kadar süren, 78 yıl içerisinde yayınlanan, her yılın en önemli olaylarını anlatan  3'er 5'er gazeteden yaptığımız derlemeleri biraraya getirmek suretiyle hazırladığımız kitabı sonuçlandırmış ve matbaaya göndermek üzere son rötuşları yapıyorduk.

O gün saat 14.00-15.00 civarında kapının zili çaldı. 2 kişi geldi. 'Biz oto kuaför reklamı vereceğiz' dediler. Ben de 'Gazetemiz haftalık. Bunu günlük bir gazeteye verseniz daha uygun olur' dedim. Ama gelen 2 kişinin durumundan da açıkçası şüphelendim. Benden telefon numaramı istediler. 'Benim numaramı ne yapacaksınız? Ben sizin telefonunuzu alayım, reklamınızı yayınlayacak olursak arayıp bilgi veririm' dedim. Bana isminin L.Ş. Olduğunu söyledi ve bir numara verdi. Onlar gittikten sonra bu numarayı aradığımda hizmet dışı olduğunu anladım.

Akşamüstü saat 17.00 civarında sakallı bir kişi daha geldi. İsminin de E.Y. Olduğunu sonradan öğrendiğimiz, daha önce emniyet güçlerine tehditten vs. sabıkalı olduğu anlaşılan bir kişi daha geldi. 'Muhasebeci arıyorum burada bir muhasebeci varmış' dedi. Arkadaşım 'Bak burada Mercek gazetesi yazıyor, muhasebeci değil burası' dedi. Ben de 'Aradığın muhasebecinin adını bana ver bakayım' dedim, bunun üzerine telaşla birşeyler söyleyip koşar adımlarla çıktı gitti.

Biz birşeylerin döndüğünü anladık ve büromuzda kendi içimizde gerekli teyakkuza geçerek tedbirimizi aldık. Fakat büro dışında menfur bir saldırıya uğrayabileceğimizi, hele kalleşçe, kahpece, şerefsizce bir saldırıya uğrayabileceğimizi hiç tahmin etmiyordum. 7 yıldır bu topluma öğretmenlik hayatımın dışında, gerek Aydın Televizyonu'ndaki Mercek programında, gerek gazetemde, gerekse çıkardığım dergilerle Aydın'ın kültür ve fikir hayatına bir nebze olsun katkıda bulunduğumu düşünüyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Borsa'nın Yeni Başkanı Çondur

Böyle bir ortamda Aydın'da kimsenin bana böyle birşeye cesaret edebileceğini hiç tahmin etmedim doğrusu. Ertesi gün akşamüzeri saat 16.00 sularında büromuzdan çıktık arkadaşımla birlikte ve bilgisayarcıya gittik.

Dönerken kahvehanenin önünde birdenbire burnuma çok kuvvetli bir yumruk aldığımı hissettim, dünyam karardı. Aynı anda burun ve göz bölgeme ismi A.Ö. Olan kişi çok kuvvetli bir saldırıda bulundu. Kendimi bir anda yerde buldum. Fakat aynı anda ensemden, sol şakağımdan, sağ şakağımdan, ensemden çok kuvvetli yumruk darbeleri aldım.

Ama benim açımdan en acı olan, kıraathanenin içinde en az 50 kişi olduğu halde bir kişi bile çıkıp ne yapıyorsunuz demedi. Beni tanımaları da şart değil. Hiçbir gücü olmayan, yanında bir silah taşımayan bir kişi, 3 tane şehir magandasının saldırısına uğruyor, kahvedeki hiçbir kişi 'Yahu durun ne yapıyorsunuz?' demiyor.

Kalbimde ritm bozukluğu olduğu için kan sulandırıcı ilaç kullanıyorum. Bu kan sulandırıcıdan dolayı, yediğim darbelerle ağzımdan burnumdan kan fışkırdı adeta. Sağolsun oradaki kahveci arkadaş veya yanında bulunan bir kişi acil servisi aradılar ve hastaneye götürüldüm. Atatürk Devlet Hastanesi'nde beyin cerrahisi olmadığı için beni Aydın Devlet Hastanesi yoğun bakım ünitesine yatırdılar. 2 gece orada kaldım ve taburcu oldum.

Bana yapılan saldırının 10. dakikasından itibaren olaydan haberdar olan Aydın Valimiz Sayın Kerem Al'a, Aydın Emniyet Müdürü'müz Sayın Ahmet Turan Temel'e sonsuz teşekkürlerimi arzediyorum. Baştan itibaren, beni hastaneye götüren doktor ve hemşirelerimize, özellikle Aydın Devlet Hastanesi Baştabibi Dr. Niyazi Kocakaplan'a, Başhekim Yardımcısı Teoman Karadağ'a, çok değerli doktorlarımıza, baştan itibaren beni yakından takip eden Adli Tabip Uzmanı Dr. Ahmet Bülent Özatay'a, emniyet teşkilatımıza, bunun yanında, sayın valime ve emniyet müdürüme bilgi veren, Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve aynı zamanda öğrencim olan Sayın Suat Deniz'e hassaten teşekkür ediyorum. Bunun ötesinde MHP önceki dönem milletvekilimiz Recep Taner, CHP önceki dönem milletvekilimiz Mesut Özakcan, ziyaretime gelen MHP İl Başkanı Fevzi Köse ve yönetimi ile, Ak Parti İl Başkanı Sadık Atay ve yönetimine, MHP Merkez İlçe teşkilatı Mehmet Uysal başkanlığındaki yönetimine, Ülkü Ocakları Eski Başkanı Burak Pehlivan'a, öğrencim, değerli kardeşim Aydın Ticaret Odası Başkanı Başkanı Hakan Ülken'e, AYTV Genel Yayın Yönetmeni Aslı Ulaş Aksu hanımefendiye, önceki dönem belediye başkanlarımızdan Hüseyin Aksu'ya, Şoförler Odası Başkanımız Semih Özmeriç'e ve özellikle gazeteci arkadaşlarımıza ve ilgilenen herkese sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR:  Vali Köşger İtalya’da Stratejik Ortaklık toplantısına katıldı

Hastaneden taburcu olduktan sonra ilgili birimlere giderek tesbitlerimizi yaptık. Bana saldıran 4 kişi tespit edildi. Bunların A.Ö., E.Y., H.Ö. ve H.K. Olduğu tespit edildi. Bu kişilerin hepsinin sabıkalı olduğu ve buraya gelen kişilerin de aynı kişiler olduğu, bunların daha önce polisi tehdit etmek, ruhsatsız silah taşımak, yaralama gibi suçlardan arandığı ve haklarında şikayet bulunduğu ortaya çıktı.

Burada tüm basın mensubu arkadaşlarımdan ricam, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da sağduyulu bir şekilde olayın üzerinde durmanızdır. Doğru bildiklerinizi doğru şekilde yazacağınızdan zaten en ufak bir endişem yok. Ancak bazı internet sitelerinde yorumların yapıldığını, bunlardan en az 15-20 tanesinin benim lehimde, bir tanesinin ise aleyhimde olduğunu duydum. İnternet sitesi sahibi arkadaşlarımdan rica ediyorum, bu kişiler yakalanıncaya kadar lehte ve aleyhte hiçbir yorum almamalarını rica ediyorum. Çünkü belgesiz ve bilgisiz yapılan lehte ve aleyhte yorumlar adaleti gölgeleyebilir, polisimizi zor durumda bırakabilir. Dolayısıyla bu olay netleşinceye kadar, lehte ve aleyhte yorum yapılmamasını rica ediyorum.

En büyük ricamız, bize saldıran kişilerin arkasındaki güçlerin kimler olduğudur. Biz bu güçleri yaklaşık olarak tahmin ediyoruz. Bu konuda konuşmak istemiyorum çünkü henüz hiçbirşey netleşmedi. İnşallah bu kişiler adalete teslim edildiklerinde, tüm soruşturmalar bittiğinde zaten emniyetimiz, adaletimiz, savcılarımız, hakimlerimiz gereğini yapacaktır. Bunların arkasında bulunan güçler adaletin elinden kurtulamayacaklardır.

Bunlar topluma ve millete zararlı olan güçlerdir. Takdir yüce adaletindir.”

(Güçlü ÇEZİK)



Share