Ziraat Fakültesi diplomasını bir kenara bırakıp, öğretmenlik mesleğine başlayan Sn. Atiye Doğan’ın, her Ankara’ya gelişinde bana anlattığı iki olayı sizlere sunuyorum:
OLAY1: Sn. Atiye Doğan, öğretmenliğine Diyarbakır- Eğil İlçesi İlköğretim Okulu’nda başlar. Şimdi onu dinleyelim:
Öğretmenliğe başladım. Birinci sınıfı okutuyorum. Tenefüse çıkmıştık. Köçer adlı kız öğrencim bana yaklaştı:
-Öğretmenim ben 10 çocuklu bir ailenin kızıyım. Okumayı çok seviyorum. Öğretmenim olarak da sizi çok ama çok seviyorum.
Öğretmenim size bir şey söyleyebilir miyim?
-Söyle yavrum. Seni dinliyorum.
-Öğretmenim, çok güzel gözleriniz var. Yanağınızdan sizi öpebilir miyim?
-Gel, benim sevimli kızım, yanağım öpmeni bekliyor, dedim.
Köçer, yanağımı ıslatmadan öptü. Ben duramadım:
-Köçer, ıslak öpücük öpmeyi sevmem. Sen beni öyle güzel öptün ki, dudaklarının sıcaklığı yanağımda kaldı. Ben de seni öpebilir miyim, dedim. Köçer:
-öğretmenim iki yanağımda öpmenizi bekliyor, dedi.
Ben de Köçeri iki yanağından, ıslatmadan öptüm. Onu sımsıkı kucakladım.
Köçer, beni ilk öpen öğrencim oldu. Öğretmenlik mesleğine girdiğime şükrettim. |