Az okuyan insan, hatta hiç okumayan, ilk okul, ortaokul, lise veya üniversiteden aldığı diploma tarihinde okumayı bırakan insanlar vardır.
Bırakınız bir kitap alıp okumayı, oturduğu kahvede masa üstünde bulduğu gazeteyi bile okumayan, okuyamayan insanlarımız var..
Ben var diyorum, siz yok mu diyorsunuz?
O zaman yaşanmış bir iki örnek vereyim..
Bir öğrenci defterinde gördüğüm; “İyilik et denize at, balık bilmezse Halit bilir” sözünü görünce bu sözü kimin yazdırdığını öğrendi ğimde Tarih dersi öğretmenine sordum: Kim dir bu Halit? diye.
Bilmediğini ama sözün doğru olduğunda ısrar edince o sözcüğün Halit değil Halik yani halkeden, yaratan, yaratıcı,Allah anlamında kullanıldığını, kültürünü arttırmak ,böyle yan lışlar yapmamak için kitap okumasını söyle diğimde; on yıldır bir kitap almadığını, iki üç yıldır da gazete almadığını, maaşının yet mediği şikayetini dinledim. Her gün bir, bir buçuk paket sigara içen, haftada bir iki de alkol sofrasına oturan bu üniversite mezunu arkadaşımızın şikayeti ne derece doğruydu acaba?
İkinci bir örnek: 19 Mayıs çalışmaları içerisinde pankartlar hazırlıyor, özdeyişler arıyor, en anlamlı olanlarını seçiyoruz. Ata türk’ün, Namık Kemal’in bir beyitine verdiği cevabın pankartların içerisinde yanlış yazıl dığını görünce gülüyorum ve bu sözcüğün al tını kalemle çiziyorum; “Aman müdürüm biz onu yazasıya kadar ne emek harcadık, lüt fen çizmeyin” ricasıy la karşılaşıyorum. ÖSS’de sınav sorusu olarak karşımıza çık mış olan bu beyitte Na mık Kemal şöyle diyordu;
“Vatanın bağrına düşman dayamış hançerini
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderini”
Atatürk de Kurtuluş Savaşı’na başlarken Namık Kemal’in bu sözüne 60-65 yıl sonra şöyle cevap veriyordu:
“Vatanın bağrına düşman dayasın harçerini
Bulunur elbet kurtaracak bahtı kara maderini.”
Mader burada Farsça bize geçmiş ve anne anlamında kullanılan bir kelimedir. Hatta İngilizcede de aynı anlama gelir. Ama bizim okumayan üniversite mezunu arkadaşlar o kelimeyi madenini şekline çevirmişler.
Madenlerimizin işgal altında olduğundan, yabancılara peşkeş çekildiğinden dem vura rak kendilerinin haklı olduğunu savunu yorlardı..
Bu ve bunun gibi örnekleri çoğaltabiliriz.
Maalesef Türkiye okuma yönünden sınıfta kalmıştır. Bu hastalığı en kısa sürede tedavi etmeliyiz. Yoksa AB ülkeleri içerisinde değil, dünya ülkeleri içerisinde de en geri sıralara inmemizi hiç kimse önleyemez… |